Şimdi adı Doğankent olan ilçe, “Harşit” adıyla Gümüşhane’ye bağlı bir bucaktı. Daha sonra, sanırım 1951 yılında Giresun’a bağlandı. Sahip çıkmadık.
Çakırgöl Gümüşhane hudutları içinde bir göl. Trabzon’a sözünü ettiğimiz gölden su aldılar. Sesimiz çıkmadı.
Gümüşhane’ye bağlı bazı yaylalardan Trabzon ve Giresun halkı da yararlanıyor. Yararlanmalarının bir sakıncası var mı?
Yok. Ama yeri geliyor, kendi sınırları içinde gösteriyorlar. Sesimiz çıkmıyor. İl sınırlarımızı korumaktan aciz miyiz biz?
Zigana geçidi, bizim il sınırlarımız içinde. Hatta Gümüşhane İl sınırı, Zigana geçidinden de kilometrelerce aşağıda başlıyor. Tüm yayınlarda, Zigana deyince akla Gümüşhane değil, Trabzon geliyor. Sesimiz çıkmıyor.
Şimdi, Kürtün ilçesine bağlı Günyüzü ve Üçtaş köyleri Gümüşhane’den ayrılıp Giresun’abağlanmak istiyormuş. Yine sahip çıkmazsak, bu köylerle birlikte, o köylerinin sınırları içindeki ormanlarımız da elden çıkacak.
Gümüşhane’den ayrılmak isteyen bu iki köyümüzün sıkıntısı ne idi?
Kürtün Kaymakamları bu köylerin sıkıntılarını ile iletmedi mi, iletti de yerine mi gelmedi?
Bu konu üzerinde de durulmalı.
Şuandaki Kürtün Kaymakamlığı ve Kürtün Belediye Başkanlığı konuya nasıl yaklaşıyor?
Bilemiyorum.
Halk arasında; “Yemeyenin malını yerler” diye bir deyim vardır. Biz, başta komşu illerimiz olmak üzere, herkesle iyi ilişkiler içinde olmayı yeğ tutarız. Ama bir haksızlığa uğradığımızda da, hakkımızı aramaya, aramanın ötesinde almayı bilmeliyiz.
Alucra’ya bağlı bir belde bize bağlanmak istiyordu. Çünkü kış aylarında yollar kapanınca, Giresun’a gidebilmek için Gümüşhane’den geçmek zorundaydılar. O bakımdan o belde Gümüşhane’ye bağlanmak istedi. Önceki dönem Adalet Bakanı Sayın M. Oltan Sungurlu bu konuda da, Giresun’a bağlanmak için oylama isteyen iki köyümüzün de Gümüşhane hudutları içinde kalması konusunda çaba harcadı.
Bu çabalar günümüzde de sürdürülmelidir.
Göz göre, toprak bakımından, ormanlar bakımından küçülüyoruz.
İçinize siniyor mu?