Her bağımsız ülkenin bir bayrağı vardır. O bayrak; o ülkenin kimliğidir, namusudur, simgesidir. Ülkeler, göklere çektikleri bayrak inmesin diye, tüm varlıklarını, varlıklarının ötesinde yaşamlarını ortaya koyarlar. Ülke bayrakları bu kadar önemli bir değer taşır.
Bir siyasal parti, mitinglerinde, açık hava toplantılarında, kapalı salon toplantılarında ülkesini temsil eden bayrağa yer vermiyorsa, o siyasal parti, bayrağını taşımadığı ülkenin partisi olamaz.
Ne olur?
Bölücü olur, parçalayıcı olur, yıkıcı olur.
Ülkelerde, etnik kökenleri farklı bireyler ve o bireylerin oluşturduğu topluluklar olabilir. Eğer, o toplumların bireyleri, içinde yaşadıkları ülkenin kimliğini taşıyorlarsa, o ülkenin bayrağına saygılı olmak gereğini duymalıdır.
Bir vatandaş, kamudaki seçkin bir görevliyi ziyarete gitmiş. Bir süre sohbet ettikten sonra, öğle namazının ezanı okunmaya başlamış. Ziyarete giden kişi, ayrılmak için izin istemiş.
O kamunun seçkin görevlisi demiş ki; ….Bey, (Namazı kast ederek) “Ben cahil insanların yatıp kalkmalarına bir şey demiyorum. Ama, senin gibi okumuş-yazmış birisinin camiye gitmesini kınıyorum.
Ziyarete giden vatandaş, o seçkin kamu görevlisine şöyle uyarıda bulunmuş:
Sayın…… Bey; Bu ülkenin yüzde doksan beşi Müslümandır. Bu yüzde doksan beşinin yarısı namaz kılmayabilir. Ama namaz kılanları yadırgamaz ve onlara saygı duyar.
Siz ise, yüzde beşin içindesiniz. O yüzde doksan beş, yüzde beşi kınamıyor ve dışlamıyor da, o yüzde beş mi, yüzde dosan beşi kınıyor ve dışlıyor?
O seçkin ve önemli görevde bulunan kişi; “Sayın …… ben meselenin o tarafını hiç düşünmedim. Haklısınız. Bundan sonra ben de namaz kılanları yadırgamayacağım ve dışlamayacağım!”
Şimdi düşünün: Ülkesinin bayrağını tanımayan, ona saygı duymayan bir parti, o ülkenin bir partisi nasıl olabilir? O ülkenin tamamını kucaklamaktan uzak bin partinin üyeleri, o ülkenin kimliğini hangi hakla taşıyabilir?
Bu kadar aymazlık, bu kadar saçmalık olur mu?