Sanırım bu başlık sizlere, babadan oğula ya da kıza geçiş mirası anımsatmıştır. . Yalnız mirası değil, değil, bazı hastalıklar da aileden çocuklara geçmektedir.
Örneğin, yapılan istatistikler göstermiştir ki, sigara içen ailelerin çocukları da belli bir yaşa gelince sigaraya başlıyor.
Neden?
Aileler (Anne-babalar) evde sigara içmekten çekinmiyorlar. Özellikle mevsim de kışsa, kapılar, pencereler açılmıyor. Çocuklar, doğdukları tarihten itibaren pasif içici konumuna geçiyorlar.
Sonra ne oluyor?
Sigaranın dumanı, ciğerlerde iz bırakıyor. Çocuklar büyüyünce, sigarayı birilerinin alıştırmasına gerek kalmıyor. Çocukta zaten o alışkanlık aileden alınmış oluyor.
Bunlar, aileden çocuklara geçen kötü alışkanlıklar.
Bir başka alışkanlık da, siyasette ve ticaretteki alışkanlıklar.
Ülkemizde, özellikle de kırsal kesimlerde çoğu aileler (Anne-babalar) yeterli eğitim almamış oluyorlar. Çocuklar yüksek eğitim görüyor. Ama babaları hangi siyasi görüşü benimsemişse, olayları, insanları, partileri daha iyi değerlendirmesi gereken çocuklar da körü körüne ailenin benimsediği yola devam ediyorlar.
Ticarette de aile fahiş kârlarla mal satıyor, sattığı malın vergisini de vermiyorsa, yani harama bulaşıyorsa, çocuklar da genellikle aynı yolu izliyor.
İşte, aklın almadığı yön de burası.
Evini; dağın başına yaparsan yel alır, derenin kenarına yaparsan sel alır. Bunu anlamak kâhinlik değildir. Yalnızca aklını kullanarak çözebilirsin olayı. Eğitimli çocuklar da ailenin izlediği yolu izliyor. Aileden miras olarak devraldıkları siyasi akıl, onları nereye götürdüğü ya da götüreceği konusunda hiçbir bilgi sahibi değiller. Gittikleri yolun yanlış olduğunu görüyor ama ailenin hatırı için yanlışa devam ediyorlarsa, dağ başına yapılan evin sel alacağı, dere kenarına yapacağı evin sel alacağı olasılığını umursamıyorlar.
Güzelliklerden, doğruluklardan ders de alınabilir, ibret de alınabilir ama bile bile yanlışta devam etmek akıl kârı değildir.
Yunus Emre ne diyordu?
“İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya niye okumaktır!”
Aile büyüklerine saygı göstermeği, onları gücendirmemeyi, gereksinimlerini karşılamayı anlarım ama onların yanlışlarını, kırmadan doğruya yöneltmelerini sağlamak, aldıkları eğitimin bir gereği olduğuna inanırım.
Aksi halde, Yunus’un dediği gibi ya nice okumaktır?!