enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Afrika’nın Kara Bahtı Yahut Afrika’yı Karartanlar-3

21.09.2023 18:03
0
A+
A-

Afrika ülkeleriyle güçlenen ilişkilerimizin en somut göstergelerinden biri de gelişen ekonomik ilişkilerimiz ve katlanarak artan ticaret rakamlarıdır. Afrika Kıtası’yla toplam ticaretimiz 2003 yılında 5,4 milyar dolar seviyesinden, 2021 yılı sonu itibariyle ise 34,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Türk müteahhitlik firmalarının üstlendiği proje hacmi hızla büyüyerek Afrika’da 77,8 milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Dönem itibariyle 45 Afrika ülkesiyle İş Konseyleri bulunmaktadır. Başta Sağlık Bakanlığımız, Kızılay Genel Müdürlüğü ve TİKA ile sivil toplum kuruluşlarımız olmak üzere, Kıta’nın hemen her noktasında Afrika halklarıyla dayanışma içerisinde insanî ve kalkınma yardımı faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. TİKA halihazırda 22 Program Koordinasyon Ofisiyle Afrika genelinde faaliyet göstermektedir. Afrikalı öğrencilere ülkemizce sağlanan bursların uzun vadede ülkemizin Afrika politikasının tahkim edilmesinde çarpan etkisi yapacağı değerlendirilmektedir. Türkiye 1992 yılından günümüze, 15.000’den fazla Afrikalı öğrenciye lisans, lisansüstü ve doktora bursu vermiştir. Bütün bu ticarî ve insanî ilişkiler Afrika’da varlığımızın güçlü göstergeleridir.

Afrika, doğal güzellikleri ve gizemli hâlleriyle karşımıza çıkmaktadır.

Çocukluk yaşlarımızda Afrika denilince siyahî insanlar, yoksulluk, açlık, iç savaşlar ve uçsuz bucaksız çöller akla gelirdi. Böyle anlatılmıştı bizlere Afrika kıtası. Oysa Afrika, bunlardan öte, nice doğal güzellikleri ve gizemli hâlleriyle karşımıza çıkmaktadır. Batılı devletlerin iştahlarını kabartan yer altı zenginlikleri ise anlatmakla bitmez. Günümüzde Afrika kıtası, bir milyarın üzerindeki nüfusu, bağımsızlığını kazanmış 54 devleti ve otuz milyon kilometre kareyi geçen kara parçası ile bir cazibe merkezi haline gelmiş durumdadır. İngiltere, Fransa, Portekiz, İspanya, Almanya ve Belçika başta olmak üzere birçok Avrupalı devlet Afrika kıtası üzerindeki sömürgecilik faaliyetlerini uzun yıllardan beri devam ettirmektedir.

Hayatın onca ağır yükünü cılız omuzlarında taşımak mecburiyetinde bırakılan Afrika kıtası (kara kıta), uzun yıllardan beri insanlıktan nasibini almamış, zengin ve şımarık Avrupalı devletlerin sömürüsü altında yaşam mücadelesi vermektedir. Kara bahtını bir türlü değiştiremeyen (yenemeyen) Afrika, 1960’lı yıllardan beri ayaklarına dolanan paslı prangalarını kırma ve gerçek anlamda hürriyetine kavuşma mücadelesi vermektedir. Fakat her seferde karşısına iç savaşlar, darbeler ve karışıklıklar (kaos) çıkarılmaktadır.

Milenyum dediğimiz 2000’li yıllara geldiğimizde sahip olduğu yer altı ve  yer üstü zenginliklerle ve mevcut potansiyeliyle Afrika, dünyanın yeni parlayan yıldızı olma yoluna evrilmiştir. Bu durumu fark eden Avrupalılar büyük bir iştiyakla ellerini ovuşturmaya başlamışlardır. Bakir  Afrika pastasından büyük payı almanın telâşına düşmüşlerdir.

Küresel aktör olabilmek için dünyaya ufuklardan bakmalıyız.

Hayata zirvelerden bakanlar dünyada olup bitenleri çok daha geniş perspektiflerden ve de sağlıklı olarak görürler. Hayata ve hadiselere koyaklardan bakanların görüş alanı dar olur. Nüfuslarının ve yüzölçümlerinin büyüklüğü değil devletlerin ekonomik açıdan güçlü olması onların sözünü geçerli ve güçlü kılar. Küresel aktör olabilmek için dünyaya ufuklardan bakmalıyız. Devletlerin geniş ufukları, güçlü ekonomileri ve birlik içinde hareket etmeleridir.

Türkiye’nin Afrika devletleriyle her geçen gün artan ve gelişen olumlu ilişkileri ve ülkemizin Afrika devletlerinin arkasında durması (dayanışması), bu kıtayı asırlardan beri sömüren Batılı ülkeleri ve dünyanın jandarmalığına soyunan ABD’yi hep rahatsız etmiştir. Fakat silâh sanayisini her geçen gün geliştiren ve ekonomik anlamda güçlenen Türkiye, bu mihrakların eleştiri ve tehditlerini duymazdan gelerek doğru bildiği yolda yürümüştür. Bundan sonra da bu yürüyüşünü devam ettirecektir. Yeter ki biz birlik ve beraberlik içinde olalım. “Bizim Afrika’da ne işimiz var?” basit söylemiyle hareket edenlerin değirmenine su taşımayalım. Unutmayalım ki büyük ülkelerin politikaları gündelik değil çok uzun vadelidir.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.