İntihar, Arapçadan dilimize giren bir sözcüktür. Kişilerin çeşitli nedenlere bağlı olarak, kendi yaşamlarını sona erdirmesi anlamında kullanılmasıdır.
Bilim insanları, intihar kararını eyleme koymanın aklı başında verilmiş bir karar saymamaktadır.
Ancak, sağlıklı düşünen insanların böyle bir karara varmasının nedenleri üzerinde durulmalıdır.
4 ayda 150 intihar kararı 80 milyonluk bir ülke için korkunç bir karardır.
Bize göre intihar kararları, büyük oranda, ekonomi ile (geçimle) ilgili kararlardır.
Demek ki; yurttaşlarımızın tümünün geçindirecek bir düzeye erişmesi intiharları büyük ölçüde azaltabilir.
Büyük ölçüde diyoruz, çünkü, ekonominin dışındaki nedenlerde de, intihara karar verenler çıkabilmektedir.
Örnek vermek gerekirse, İstanbul Silivri’de genç bir emniyet müdürünün kafasına mermi sıkması ekonomik yetersizlikten kaynaklanan bir karar değildir.
Büyük baskılar, haksız suçlamalar, insanların kişilikleriyle, onurlarıyla oynamalar bazı kişilerde intihara neden olmaktadır.
Sonuç olarak söylemek isteriz ki ülkemizde intihar edenlerin sayılarının son yıllarda olağanın dışına çıkmış olması üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir olaydır.
İnsanların ticari kazançlarının azalması, kişilerin kamu kurumlarıyla sorun yaşaması, aile içindeki ufak-tefek geçimsizlikler intiharı gerektirecek nedenler değildir.
30 yılımı geçirdiğim Kelkit’te ve 55 yıldan beri yaşadığım Gümüşhane merkez ilçede birkaç yıl öncesine kadar duyduğum intihar sayıları iki elin parmaklarının sayısını geçmez.
İntiharları büyük oranda ekonomiye bağladığımıza göre, halkımızın ekonomilerinin bozulduğunu kabul etmek gerekir.
Aklını yitirmeyen hiç kimse, zenginlikten, mutluluktan intihar etmez.
Ülkeyi yönetenlerin en önemli amacı, halkının tümünü ekonomik yönden geçinebilecekleri bir seviyeye getirmek olmalıdır. Bunun ötesinde ne söylerse söylesinler boşunadır.