Birinci İnönü, İkinci İnönü, Sakarya savaşları elbette Kurtuluş savaşıyla ilgili fikir veriyordu. Ama zafer, Kocatepe Meydana Savaşı ile kesinleşmişti.
Batının en güçlü devletlerinin desteklediği ve kışkırttığı Yunanlılar demir ağlarla örmüşlerdi gerisine çekildikleri meydanı boydan boya. Türkler bu demir örgüleri 6 ayda aşamaz diyorlardı.
Yusuf Ziya Ortaç bu konuya ilişkin olarak yazdığı şiirde:
“26 Ağustos gece sabaha karşı
Topların çelik ağzı çaldı bir hücum marşı” diyordu.
Yunanlıların 6 ayda Türkler bu ağları aşamaz diyorlardı. Türk ordusu, 6 saatte aştı ağları.
26 Ağustos sabahı zaferin sonu belli olmuştu. Yunanlıların Ege denizinin ılık sularına gömülmesi 14 gün sürmüştü.
Nazım Hikmet Kuvayı Milli Destanı’nda, Afyonkarahisar Meydan Savaşının Başkumandanı Mustafa Kemal’i, şu dizeleriyle şöyle aktarıyordu:
“Sarışın bir kurda benziyordu
Mavi gözleri çakmak çakmaktı
Yürüdü uçurumun kenarına kadar
Eğildi, durdu
Bıraksalar
İnce uzun bacakları üzerine yaylanarak
Karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon Ovasına atlayacaktı”
Mevlana, “Ütüm hayatın şu üç kelimeden farklı değildir: HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM!” Diyordu. .
Nazım Hikmet’te, Mustafa Kemal’i zafere götüren kararlılığı uzun bir şiirin yukarıya aldığımız bölümüyle veciz bir üslupla aktarıyordu.
Topların çelik ağızlarının 26 Ağustos 1922 sabahı başlattığı hücum hattı, 30 Ağustos Zaferiyle sonuçlandırdığı Başkumandanlık Meydan Savaşını, tarihin altın sayfalarına yazdırmıştı.
Umarın, bu büyük zaferin 100 yıldönümü, Mustafa Kemal’in Başkumandanlığını yaptığı Türk ordusunun şanına yaraşın bir saygınlıkta ülkemizin her köşesinde kutlanır.