Gazeteciliğe başladığımız 20 Haziran 1967 tarihinden sonra, yerel gazeteler neleri yazmalı, neleri yazmamaları konusunda uyarılar aldım. Tarihe kadar yerel gazeteler, kimi dergilerde, şiirli, öykülü yazılar yazıyordum ama belli ki, yerel gazetelerin sınırlarını bilemiyordum.
Önce, Karayolları Teşkilatının kurulmasında (1948-1950) görev alan üç yüksek mühendisten biri olan amcam Muammer Tuğlu uyarılarda bulundu.
“Turan” dedi, Gümüşhane’nin ulaşım sorunu var, sanayi sorunu var, ağaçlandırma, onman varlığını koruma ve geliştirme sorunu var, iş imkânları hazırlama sorunu var, eğitim-öğretim sorunu var. Bunlar üzerinde durun. Gümüşhane’yi ilgilendirmeyen farklı konulara girmeyin”
Bu uyarıyı kulaklarımıza küpe yaptık.
Sanırım, gazeteciliğe başladığımızın ikinci ya da üçüncü ayında, rahmetli Mustafa Çubukçu’ nun damadı, kaymakam Adnan Kantek gazetemizi ziyarete geldi. O günkü sayımızın birinci sayfasında Arap-İsrail savaşını haberleştirmişiz.
Kaymakam Kantek” Bak Turan Bey, Arap İsrail Savaşa Yerel bir gazetenin konusu değildir Vatandaşlar bu tür haberleri hem ulusal gazetelerden, hem de radyolardan izler (O tarihlerde televizyon yayınları yoktu). Siz, Gümüşhane’yi ilgilendiren konulur üzerinde durun. Yerel gazeteler Gümüşhane’nin il sınırlarının dışına çıkmamalı.” Şunları da ekledi Rahmetli Kantek; “^Hükümetler kurulur, hükümetler düşer, Bakanlar değişir, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar kararlar alır. Bunlar sizin alanınıza girmez”
Gazetecilik konusundaki noksanlarımız alanında Rahmetli Yük. Mi. Müh. ve eski parlamenter Nihat Sargınalp, eski Parlamenter, Av. Şair, Yazar Nurettin Özdemir ve daha başkaları noksanlarımız, hatalarımız konusun önümüzü açan uyarılarda bulundu.
Yerel gazetecilik konusunda biraz mesafe alabilmişsek, uyarılara dikkat etmemiz sayesinde olmuştur.
Yine de hatalarımız oldu. Hatasız olmak mümkün değil. “Beşer-şaşar” diye bir halk deyimimiz de vardır. Hatalarımızı ortaya koyan yazıları da yayınladık sütunlarımızda.
Her alanda olduğu gibi, gazetecilik alanında da sermaye, sürekli okumak, öğrenmek, ibret alma, duygusal atmosferin dışına çıkmaktır.
Yukarıdan beri sıraladığımız uyarıların dışına çıkıyor muyuz?
Ne yazık ki, zaman zaman çıkıyoruz.
Bunca yıl (57) öğrenemedik mi?
Herkes öğrendiklerini uygulasa, hatasız insan kalmaz toplumda.
Başka illerdeki olaylar, Devlet adamlarının konuşmaları (Gümüşhane’yi ilgilendirmiyorsa) imzalı yazıların dışında, haber olarak bizi de ilgilendirmez.
Yerel gazeteler artık alanlarına dönmeli.