Türkiye dünya devletleriyle çıkarları doğrultusunda iyi ilişkiler gerçekleştirirken tarihî akrabalık bağları olan Türk Cumhuriyetleriyle de her geçen gün daha da yakınlaşıyor ve iş birliğine giriyor. Bu çerçevede Türk Devletler Teşkilatı’nın Semerkant’ta gerçekleştirilen son zirvesini önemsemek gerekir. Zira bu, mevcut dünya jeopolitiğinde potansiyel yeni bir güçtür.
Türkiye’nin öncülüğünde kurulan, eski adıyla “Türk Konseyi”, şimdiki yeni adıyla “Türk Devletleri Teşkilâtı” dünyanın yeni ve önemli oluşumlarından biridir. Türk Konseyi’nin adı 2021’de İstanbul’da gerçekleşen zirvede “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak değiştirilmiştir. Böylece Türk kardeş ve akraba toplulukları birbirine yakınlaştırılmıştır.
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın üye, Macaristan ve Türkmenistan’ın gözlemci olduğu bu teşkilât, ileride ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda yeni ufuklara yelken açacaktır. Böylece Türk kökenli devletler birbiriyle dayanışma içerisine girecektir. O açıdan bunu bir “Pantürkist” eylem olarak nitelendirmek doğru değildir.
Bu yeni yapılanmayla birlikte Türk Devletleri Teşkilâtı’na üye ülkelerin kendi aralarında ekonomik, siyasî ve askerî açılardan iş birliklerine girmesi amaçlanmaktadır. Zamanla bu birliktelik Avrupa Birliği modeline de dönüştürülerek çerçevesi genişletilebilir.
Türk Devletleri Teşkilâtı sömürgeci bir oluşum değil, aksine aynı kökten, aynı inançtan ve aynı kültürden üye ülkeler arasında ortak hareket etmeyi ve fikir paylaşımını esas alan bir teşkilâttır. Bu teşkilât Batı’ya nispet olsun diye kurulmuş da değildir.
Türk Devletleri Teşkilâtı’nın TÜRKSOY, TÜRKPA (Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi), Türk İş Konseyi, Türk Akademisi, Türk Kültür ve Miras Vakfı, Türk Konseyi Ortak Ticaret ve Sanayi Odası gibi ilişkili kurumları da bulunuyor.
Gayesi Türk Dünyası ülkeleri arasındaki bütünleşme çabalarını ileri aşamaya taşımak olan Türk Devletleri Teşkilâtı’nın şimdiki dönem başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu teşkilâtın Türkiye Yüzyılı misyonuna katkıda bulunacağı ve hizmet edeceği aşikârdır.
Bizce “Türkiye Yüzyılı” çok aradığımız ve özlediğimiz kızıl elmadır. “Türkiye Yüzyılı” yarınlara dair umutlarımızdır. “Türkiye Yüzyılı” zaferin çağrısıdır. “Türkiye Yüzyılı” bayraktaki şehit kanının koyu kırmızısıdır. “Türkiye Yüzyılı” yine bağımsızlığımızın sembolü olan bayrağımızdaki hilâlin koynundaki sönmeyen yıldızımızdır. “Türkiye Yüzyılı” zulmün karanlıklarını aydınlatan merhamet ışığıdır. “Türkiye Yüzyılı” zulmün karşısında, mazlumun yanında olmaktır. “Türkiye Yüzyılı” sömürüye karşı tavır almaktır. “Türkiye Yüzyılı” yürekleri doğruya döndürmektir. “Türkiye Yüzyılı” dertlere derman, yaralara merhem olmaktır. “Türkiye Yüzyılı” ümmet olmanın ve ümmetin yanında olmanın verdiği manevî huzurdur. “Türkiye Yüzyılı” güçlünün değil haklının yanında, haklıdan yana taraf olmaktır.
Herkesin muhayyilesinde bir “Türkiye Yüzyılı” vardır. Bu, o kişinin irfan ve izanıyla da doğrudan ilişkilidir. “Türkiye Yüzyılı nedir?” diye soranlara Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleriyle şöyle cevap vermek istiyoruz: “Türkiye Yüzyılı, sürdürülebilirliğin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, huzurun yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, başarının yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, güven ve istikrarın yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, üretimin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, verimliliğin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, gücün yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, iletişimin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, bilimin yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, kalkınmanın yüzyılıdır. Türkiye Yüzyılı, barışın yüzyılıdır.”