Dünyada bağımsız 200 devletten söz ediliyor. Bu sayının üstünde olduğunu söyleyenler de var, altında olduğunu söyleyenler de.
Dünyada kaç devlet varsa, nüfuslarına göre, hiç biri, kendi ülkelerinde bizdeki kadar yabancı ülke vatandaşını barındırmıyor.
Bu konuda en büyük sorun, ülkemizde, hangi ülkelerden, izinli-izinsiz giriş yapan kaç bin kişi bulunduğunu kesin olarak bilinmeme sorunudur.
Biz, kendi vatandaşlarımızı geçindirecek, eğitimini sağlayabilecek ve diğer zorunlu giderlerini karşılayacak olanaklar sunmamışız. Kimilerine göre, 10 milyonun üstünde, kimilerine göre, biraz daha altında, kendi buyruğumuzdan olmayan insanların yaşadığını söylüyorlar.
Çok eskilerden günümüze kadar gelen bir deyim vardır:
“Kendisi muhtacı himmet bir dede/ Nerde kaldı gayrıya himmet ede”
Biz bulduk yedik de yabancılar mı kaldı?
İkinci Dünya Savaşında taş, taş üstünde taş kalmayan, viraneye dönen Almanya, kendi ülkesini kalkındırmak için, aralarında Türk vatandaşları da olmak üzere, başka ülkelerden vatandaşlarını ülkesine davet etti ama, bizim şu anda böyle bir sorunumuz yok. Milyonlarca boş gezen işsizler var. Bunu söyleyince de, iş varmış ama vatandaşlar gösterilen işlerini beğenmiyorlarmış. Böyle diyorlar.
Kendilerine gösterilen işi beğenmeyen beş kişi, on kişi çıkabilir. Üniversite bitirip garsonluk yapmak zorunda bırakılan gençler de var bu ülkede.
Halk arasında, “ Caminin içi dururken dışına haramdır” diye bir deyim vardır. Bizim gençlerimiz, orta yaşlılarımız, hatta emekli maaşlarıyla geçinemeyerek iş arayan yaşlılarımız varken, başka ülkelerden vatandaşların ülkemize girişine izin vermek ya da izinsiz girmelerini önlememek anlaşılır gibi değil.
Sayısını kesin olarak bilmediğimiz değişik ülkelerden gelenler, ülkemizin sosyal yapısını, siyasal yapısını, eğitimini, kültürünü, en önemlisi ekonomisini bozmaktadır.
Bu konuda bir önlem alınmazsa, yabancılar ülkelerine gönderilmezse, çok değil, on-on beş sene sonra biz kendi ülkemizde azınlıkta kalacağız. Çünkü yabancılar çeki hesabı çoğalıyor.
Bu konuda yüzlerce yazı yazıldı. Televizyonlarda tartışmalar yapıldı, yol gösterildi.
Dinleyen yok.
Şair Eşref’in dediği gibi: “İşimiz kaldı heman merhameti lemyezele” İşimiz; Allah’ın merhametine kaldı diyor Eşref.