enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Tarihten Bugüne Dolmabahçe Sarayı-3

07.04.2026 16:37
0
A+
A-

Dolmabahçe Sarayı Hünkâr Dairesi’nin (Mavi Salon) bir acı tanıklığı

Gelenekten moderne giden yolda bir durak olan Dolmabahçe Sarayı’nın dili olsa da konuşsa! Neler neler görmüş ve duymuş bu devasa sarayın duvarları? Kiminin mutluluklarına, kiminin de acılarına tanıklık etmiş bu koca saray. Özellikle biri var ki her duyduğumuzda tüylerimizi diken diken eder. İşte o acı hadise Sultan Abdülaziz’in hâl’i ve şehadetidir. Gelin bu hadiseyi hatıraların ışığında bir kez daha hatırlayalım ve tarihten ders alalım:

“Dolmabahçe Sarayı’nın Hünkâr Dairesi, Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilme hadisesinin acı hatıralarını hâlâ taşımaktadır. Darbe sabahı Sultan Abdülaziz, Mavi Salon’un kara tarafında yer alan yazlık yatak odasında yatmaktadır (66 numaralı oda). Annesi Pertevniyal Valide Sultan ise kendi dairesinde (114 numaralı odada) uykudayken atılan toplar nedeni ile ‘Yangın var!’ denilerek uyandırılır. Valide Sultan pencereden bakıp ‘Hayır, bu yangın değildir. Arslan’ımı hal’ ettiler. Murad Efendi cülus etti. Elhükmü lillah. Cenab-ı Hakk’ın emri böyleymiş.’ dedi ve ardından oğlunu uykudan kaldırdı. Padişah Abdülaziz ‘Ne oldu?’ deyince Valide Sultan, ‘Ne olacak, takdir-i hüda yerini bulsa gerekdir.’ deyince padişah, ‘Validem bunu kim etti bana, beni Sultan Selim’e mi döndürdüler, ben kime ne ettim? Bunu Avni Paşa etti. Yalnız Avni Paşa değil, Koca Rüşdü Paşa ve Ahmed Paşa ile beraberdirler.’ dedi. Valide Sultan ‘Durunuz anlayalım.’ deyince Sultan Abdülaziz, ‘Validem ne duracağım. Ben bu felâketi otuz kırk defa düşümde gördüm. Bundan sonra asla Devleti kabul etmem, artık makbulüm değildir. Elhükmü lillah. Cenab-ı Hakk’ın takdiri böyle imiş.”

Padişahla annesi valide sultan arasındaki yukarıdaki konuşmalar esnasında Başmâbeynci Hafız Mehmed Bey de hal’i tebliğ etmek üzere huzura girmiş bulunuyordu. Kendisi o günkü hatıralarını şöyle anlatıyor: “Sultan Abdülaziz’in yatak odalarına girdim ve huzurunda durdum. Padişah karamsar ve öfkeli olarak odanın içinde dolaşıyordu. Beni görünce durdu ve ‘Hafız Bey, bu garip hadise nedir?’ diye sordu. Cevap veremedim, dilim tutulmuş gibiydi. ‘Efendimiz, akla hayale gelmez bir kaza.’ diyebildim. Padişah, ‘Cülus mu vuku buldu?’ dedi. Ben de ‘Rabbim ömr-i şahanenizi müzdâd buyursun.’ duası ile başlayarak hal’ edildiğini o esnada söyledim. Simalarından çok üzüntülü olduğu belliydi. Gözlerimin içini arayarak, titrek ve hafif bir seda ile sordu: ‘Murad Efendi mi padişah oldu?’ Ben de öyle imiş dedim. Bunun üzerine zat-ı şahane bir müddet düşündü ve kendi kendine, ‘Acayip.’ dedi ve ekledi: ‘Böyle olacağını biliyordum.’ Biraz düşündükten sonra, ‘Biz ne yapacağız?’ diye sordu. Paşaların tebligatını arz ettim, bunun üzerine: ‘Benim silahlandırdığım asker, tanzim ve ıslah eylediğim donanma, bu dakikada beni ablukaya almışlar; bu hâlde buradan nasıl giderim. Fakat gitmemek de olmaz, mademki Murad Efendi buraya gelecektir. Biraz daha durulursa izdihamdan gitmek mümkün olmayacak. Vaktiyle gitmek münasib olur.’ dedi. Ancak padişahın yolda kendilerine bir suikastte bulunulması endişesi belirince bu durum, Dolmabahçe Karakolu’nda bekleyen Redif Paşa’ya bildirilmiş ve her türlü teminat verilmişti. Hazırlıklar yapıldıktan sonra yatak odasından hiç çıkmayan padişahın yanına gidildi. Bu esnada Başkâtip Atıf  Bey de yanındaydı. Yanında bulunan ikinci hazinedar mâbeyncilere: ‘Gözünüz kör olsun, hepiniz biliyordunuz ve uyarmadınız, hepiniz birlik oldunuz!’ demeye başlamıştı. Bunun üzerine Sultan Abdülaziz, Hazinedarına, !Sus artık, artık o lakırdının sırası geçti. Sakomu getirin. Yusuf’la Mahmud nerede, çağırın!” demişti. Daima yatak odasında bulundurduğu Sultan Selim’in palasını sakosunun altına asan Sultan Aziz, mahzun ve kederli hâlde odadan çıktı. Ağaların ve saray halkının hıçkırıkları arasında rıhtıma indi ve mahlu padişah deniz yoluyla Topkapı Sarayı’na götürüldü.”(2)

Acısıyla tatlısıyla zaman ve mekân nelere kadirdir. Hele bir içine girmeye görün!

Dipnotlar:

1) TDV İslâm Ansiklopedisi, Dolmabahçe Sarayı Maddesi, Metin Sözen

2)https://istanbultarihi.ist/82-tanzimatin-temsil-ve-yonetim-merkezi-olarak-dolmabahce-sarayi?q=dolmabah%C3%A7e%20saray%C4%B1

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.