Geçtiğimiz günlerde, özellikle Gümüşhane için, yaklaşan kış soğuklarında, yeterli olanaklara sahip olmayanların düşünülmesi gerektiğini yazmıştım.
Şimdi, o dediğim soğuklar, yurt genelinde geldi. Gümüşhane’ye, tutmamış olsa da, kar yağdığını söyledi dostlarımız.
Geçim zorluğu çeken aileleri, kiraladıkları evlerde kalan üniversite öğrencilerini düşünmenin tam zamanı.
Kim düşünecek?
Belediye düşünecek, valilik düşünecek, milletvekillerimiz düşünecek, maddi olanakları iyi olan hemşerilerimiz düşünecek. Geçim koşulları iyi olan herkes düşünecek.
Bu konuda bir yardım kampanyası da başlatılabilir. Durumu iyi olanlar, durumu iyi olmayanları (duygulu ve merhametli insanlar olarak) gözetmek sorumluluğu taşımak zorundadır.
Âşık Veysel’i ve sazını dinlemek için davet etmişler. Yemekler gelmiş gitmiş, aradan zaman geçmiş. Âşık Veysel; “Biz yiyip içiyoruz ama, saz acından ölüyor” diyerek kendisini davet edenleri uyarmış.
Yoksulları, ihtiyaçlıları kollamak konusunda birilerinin bizleri uyarmasına gerek yok belki ama bu konuda bir organizasyona gerek var.
Bankalarda valilik emriyle hesap mı açılır, sivil toplum kuruluşlarından biri öncülük mü yapar?
Her ne ise, Gümüşhane’de oturan-oturmayan herkes bu yardım kampanyasına katılır.
Sobalı evlerde oturan ihtiyaçlıları komşuları düşünmeli. Yakıtla evlerini ısıtma durumunda olan ama olanakları olmadığı için, yakıt kullanmakta zorlananları da resmi ve özel kişiler, kurumlar düşünmelidir.
“Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar” diye bir deyimimiz vardır. Elimiz dönüyorsa, maddi olanaklarımız yerinde ise, kıyameti koparmayalım hiç kimseye. Yaşadığımız toplumda, herkes, kendine düşen insanlığı yaparsa, kimse sefil olmaz. Çünkü bu dünya, malı-mülkü gereğinden çok olduğu halde, kimseye ışık tutmak istemeyenlere de kalmaz.