enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

PKK-Siyaset 2

12.03.2025 14:10
0
A+
A-

PKK terör örgütü nasıl bu kadar büyüdü, bunda kimlerin etkisi vardı? Bunda iç destek oldu mu? Gelin bunun cevaplarını Mehmet Ali Güler’in yazdığı Hükümet- PKK Görüşmeleri kitabında arayalım:

PKK 1991’de, 2003’te ve 2009’da büyüdü.

PKK 1991 ve 2003’te bölgeye ABD girdiği için büyüdü, 2009’da kimilerinin çözüm kimilerinin Kürt açılımı kimilerinin ise ihanet dediği süreçle siyasiler ve ABD’nin yardımı ile büyüdü.

PKK, 1996- 2002 sürecinde küçüldü çünkü ABD’ye ve dönemin siyasilerinin çoğuna göre TSK’dan Atatürkçü astsubay ve subayların tasfiyesi lazım idi.

2004’te ve 2007’de PKK’nın etkinliği zayıflamıştı. Bu iki tarihte de Türkiye’nin can damarları olan Türk ordusuna tertip operasyonları çekiliyor zaman zaman PKK ise inisiyatifi göze alıyordu.

Dönemin başbakanı Turgut Özal, PKK ile ilk temasını 1988 yılından sonra “aracılar” yoluyla gerçekleştirdi:

“1988- 1991 arasında ise devlet, Öcalan’a ‘aracılar’ gönderdi Bunların hiçbiri resmi devlet görevlisi değildi. Öcalan bu yüzden basına ‘devlet çekinmesin, bir subayını göndersin, görüşelim’ demecini verdi.”

Aracılardan biri de Turgut Özal’ın kardeşi Korkut Özal idi. Korkut Özal “aracı” olma durumunu, yıllar sonra kendisini hastanede ziyaret eden gazeteci Yavuz Donat’a açıkladı.

“Korkut Özal hiç ‘arabuluculuk, mesaj getirip götürme gibi işler’ yaptı mı, Turgut Özal ile PKK arasında?

Korkut Bey bu soruya yanıt olarak şöyle dedi: “Evet, bazı şeyler oldu. Turgut’u tanıyan beni de tanırdı. Bana gelen her şeyi Turgut’a aktardım… Turgut ile aramızda derin bir bağ vardı.”

Turgut Özal 1992 – 1993 yıllarında Abdullah Öcalan’a bİrkaç kez Irak Yurtseverler Birliği başkanı Celal Talabani’yi gönderdi. Abdullah Öcalan, Özal’ın önerisiyle 17 Mart 1999 tarihinde 25 günlük ateşkes ilan etti. 17 Nisan’da Özalan’ın ölmesi ile ateşkes bitti.

Celal Talabani’nin arabulucuğu konusu The Özal kitabında Özal’ın kendi ağzından şöyle anlatılır:

“Celal Talabani, 1993 yılında Türkiye’yi ziyaret eder. Süleyman Demirel, Türkiye’ye gelen Talabani’yi karşılamak üzere gazeteci İlnur Çevik’i görevlendirir. İlnur Çevik, Talabani’yi alarak Demirel’in evine getirir. Demirel, Talabani’yi oldukça sıcak karşılar ve kendisine Kürtlerin varlığını, dilini ve kültürünü kabul ettiğini anlatır. Şu soruyu sorar: Öcalan ile ilgili ne yapabilirsin?”

“Celal Tabani şu yanıtı verir: ‘Sayın Demirel, benim Öcalan ile ilişkilerim var ama sizin için ne yapabilirim bilemiyorum. Siz benim ne yapmamı istiyorsunuz?

“Süleyman Demirel cevap verir: ‘Ben direkt onunla müzakare etmek istemiyorum ama bir dost olarak, tarafsız olarak ona savaşı durdurmasını söyleyebilirsiniz, bize bölgede reform yapma fırsatı vermesini isteyebilirsiniz.’

Celal Talabani bunun üzerine gazeteci İlnur Çevik’i ve Erçil Kazaz’ı arar. İlnur Çevik, gelişmeleri Demirel’e bildirir. Demirel memnun olur.

Yine 1993 yılında Turgut Özal, Cengiz Çandar’ı; Demirel ise İsmet İmset’i Bekaa’ya Abdullah Öcalan’a yolladı. Cengiz Çandae ve İsmet İmset’in Abdullah Öcalan’la yedi saatlik video kasetle döndüğünü İlnur Çevik belittti.

Yine 1993 yılında gazeteci Hasan Cemal, Abdullah Öcalan’a önemli bir kişiden mesaj getirdi. O mesajı İmralı’daki sorgusunda bunu açıklıyordu:

“1993 sürecinde Hasan Cemal, Bekaa’ya yanıma geldi. Sıcak ve samimi bir görüşmeydi. Bana devlet katında olanları anlattı. O zamanın İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’den de ‘Üslubuna dikkat etsin, bizim set konuşmalarımızı da dikkate almasın.’ mesajını getirdi.

Abdülkadir Aygan, Özal’ın Öcalan’a altın kalem gönderdiğini dile getiriyordu.

Tansu Çiller, danışmanlığına getirdiği eski Milli Savunma Bakanı Ercan, Vuralhan’ı 1995 Mart’ının ilk haftasında, Talabani ile görüşmek üzere Avrupa’ya yolladı. Çiller mesajında Abdullah Öcalan’dan ateşkes talep ediyordu. Çiller’in yazdığı mektup, Öcalan’a iletilmişti “Tansu Çiller, siyasi bir çözümün peşindedir” diye de ekledi.

Çiller’in mektubunda talepleri yer alıyordu. Mektuba göre ‘PKK 1 yıl ateşkes ilan edecek. Terör saldırısına girişmeyecek ve terörden vazgeçecekti.

Mesut Yılmaz’ın özel danışmanı Alec Alatlı bu amaçla Avrupa’ya gitti. Alatlı, 16 Nisan 1996 tarihinde Brüksel’de PKK’nın Avrupa Sorumlusu Abdurrahman Çadırcı ile buluştu. Alev Alatlı, sorunun siyasal çözümü için “yapılması gerekenleri konuşmaya” geldiğini belirtiyordu.

Erbakan, göreve gelir gelmez Abdullah Öcalan ile temas aradı ve Öcalan’a Suriye Hükümeti aracılığıyla resmi yollardan mektup gönderdi:

Erbakan, mektubunda “Şiddet dursun, Kürt kardeşlerimizle sorunları konuşarak çözelim.” diyordu. Erbakan, Refah Partisi Milletvekili Fethullah Erbaş’ı ve bir yazarı PKK’ya gönderdi. Fethullah Erbaş bu açıklamayı doğruladı.

Abdullah Öcalan, İmralı’daki ilk sorgusunda da Erbakan’ın mesajına değindi.

“Soru: Türkiye’de yönetimde bulunanlardan başka mesajlar aldın mı?”

“Cevap: Necmettin Erbakan, 1996 yılında başbakan olduktan sonra Suriye El Muhaberat’ın elemanı Ağa kod Mervan Zerki ve Suriye temsilcim Delil kod vasıtası ile mesaj gönderdi. Mesajında ‘Güneydoğu’ya siyasi, ekonomik, kültürel açılımlarda bulunmak istediklerini, bu nedenle barışın sağlanmasını ve ateşkesin ilanını’ öngörüyordu. Bu görüşü olumlu bularak yine aynı şahıslar ile kendisine mektup yazdım ve bu önerisini kabul ettiğim yolunda mesaj gönderdim. İsmail Nacar zaman zaman yine Refah Partisi iktidarında benimle telefonla görüşmüş ve arabuluculuk teklif etmiştir.

1999’da İmralı’dan Kandil’e sekiz mektup gitti. Sekizi de Öcalan tarafından yazılmıştı.

Öcalan 12 Kasım 2002 tarihinde açılım için 15 Şubat tarihini şart koşmuştu.

Öcalan’dan Abdullah Gül’e 12 Mart 2003 tarihinde 16 sayfalık mektup gönderildi. Mektupta çözüm için iki şart vardı.

Demokrasinin uygulanması.

Hukuk düzenlemeleri yapılması.

Öcalan 2005’te demokratik konfederalizm kavramını ortaya atmıştı ve bu konuda 4 Mayıs 2005 tarihinde şunları söylemişti:

“Türkiye’de 81 il var. Ben aslında Türkiye için 25 bölge; 7 eyaleti Kürt, 18 eyaleti Türk nüfusun yoğun olduğu diğer kimlikleri reddetmeyen bir yapılanma düşündüm, bunların yerel yönetim parlamentoları var bir nevi Almanya’daki eyalet sistemi gibi…”

Abdullah Öcalan 25 eyaletli Türkiye’nin başkanlık sistemiyle geleceğini söylüyordu. 25 Ocak 2006 tarihinde Türkiye’yi 12 eyalete bölen kalkınma projeleri TBMM’den geçti.

11 Ekim 2009 tarihinde 34 PKK’lı terörist Habur Sınır Kapısı’ndan geçti ve 34 terörist savcı ve hakimlerle ifade alındıktan sonra serbest kaldılar.

13 Eylül 2011’de hükümet yetkilileri ve PKK’yı temsilen Mustafa Karasu, Sabri Ok ve Zübeyir Aydar ile Oslo’da görüşüldü.

2011 yılında başbakan yardımcısı Bülent Arınç, PKK ile görüşmelerin devam edeceğini söyledi. Ve bazı siyasilere teşekkür etti.

2010’da PKK ateşkes karşılığında yeni anayasa istedi ve bu pazarlık 12 Eylül 2010 referandumundan sonra olmuş idi.

8 Aralık 2010 tarihinde Fethullah Gülen Cemaati ve PKK arasında sıcak ilikiler kuruldu:

“…Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda Türkiye’de birçok temel sorun çözülecektir…

12 Haziran 2011 seçimlerinden önce PKK ile dönemin iktidar partisi arasında karşılıklı protokol imzalandı.)

(Mehmet Ali Güler- Hükümet PKK İlişkisi)

Geçmişte kızıl terör olan PKK, günümüzün de kızıl terörü değil midir? Bir zamanların tutumu o tutumu doğru kılmaz. 15 Şubat 2009 tarihinde yakalanan bebek katili Abdullah Öcalan’ın tecridi neden 25 yıl sonra kalktı? 40 bin canın katili Abdullah Öcalan neden bir ateşkese yanaştırıldı? Fethullahçı yapılanmanın, ABD’nin, Suriye’nin, İran’ın, İtalya’nın, Rusya’nın, İngiltere’nin, Hollanda’nın ve birçok ülkenin destek verdiği PKK, temiz hale getirilecek, vatanperverler vatan haini damgası yiyecek öyle mi?

Bu yazıyı şu dörtlükle bitirmek istiyorum:

 Kendi öz yurdumda ben miyim garip?

Beni köşeye atan utansın.

Eğilmiyor diye kurdu hor görüp

İti el üstünde tutan utansın!

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.