Paylaşmak güzeldir. Ama paylaştıkların, başkalarına ait varlıklar olmamalıdır.
O zaman neyi paylaşmak güzeldir?
Kişilerin, Kurumların, ülkelerin; bilgilerini, görgülerini, deneyimlerini, toplumun ortak mallarını, maddi ve manevi varlıklarını paylaşmaktır, güzel olan.
Biliyorsunuz. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu yenik çıkmıştı. Mehmet Akif Ersoy’un; “Tek dişi kalmış canavar” olarak nitelendirdiği batılılar (İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar) yenilen Osmanlının topraklarını aralarında paylaştılar. Koskoca İmparatorluğuna, Anadolu’nun az bir kısmının Karadenize kadar uzanan bölümünü bırakmışlardı. Mustafa Kemal gibi gerçek bir lider çıktı, tek dişi kalmış canavarları uzaklaştırdı, Olası Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sınırlarını Lozan antlaşmasıyla kabul ettirdi ve bağımsızlığını tescilledi.
Dünyamızda, bireysel sömürüler de, ülkesel sömürüler de bitmedi. Kimi Avrupa ülkeleri Afrika’nın yeraltı ve yerüstü varlıklarını sömürerek, oradaki kimi ülkeler üzerine baskı kurarak maddi varlıklarını sürdürdüler.
1945 yılında Fransızların egemenliğinden kurtularak bağımsızlığını ilan eden Suriye, son 50 yılı aşkın bir süreden beri baba-oğul iki diktatör tarafından sömürüldü günümüze kadar. O diktatörlerden biri ölerek, diğeri de ülkesinden kaçarak kurtuldu.
Kurtuldu da ne oldu?
Amerika’nın güdümünde, Suriye’yi yönetmeğe talip olan ve terörist olarak nitelenen gruplardan biri ön plana çıktı. Ön plana çıkan HTŞ ( Heyet Tahriri Şam) ortada şimdilik. Kabul edilmese de, başka terör örgütleri de var. Yine Amerika’nın güdümünde, terör gruplarından farksız olan İsrail de en büyük paydaşlar arasında. Çünkü başa geçtiği, hükümetini kurduğu ileri sürülen HTŞ’ye karşın, Suriye topraklarında, kendisi için tehlike saydığı silah ve mühimmatların bulunduğu alanları bombalamayı sürdürüyor.
Suriye, şimdilik paylaşılmaya uygun bir konumda. Kimlerin gözetimi ve denetiminde, kimler paylaşacak, zaman içinde göreceğiz.
Şimdilik, Suriye toprakları da, Suriye halkı da bağımsız değil.