Nedir övünmeye değer nitelik?
Bunun yanıtını Eflatun veriyor ve diyor ki:
“Kötülük edebilmek ellerindeyken, ömrünü doğrulukla geçirmek güç ve övünmeğe değer bir niteliktir.”
Eflatun kimdir? O’na bir bakalım
Eflatun (Platon olarak da bilinir); Yunan Filozoflarındandır. İslam Felsefesi ile ilgili görüşleri vardır.
Herkes; önce kendini, sonra seçtiği dostlarını ve karşılaştığı ve alış-veriş yaptığı kişileri Eflatun’un yukarıya aldığım özlü sözü doğrultusunda değerlendirsin.
Peygamberimiz Hazreti Muhammet (Ai) de diyor ki:
“Gerçek pehlivan, karşısındakini yenen değil, hırslandığında, hırsını yenen adamdır.”
Bu bakımdan, tüm insanlara, sabırlı olmaları önerilir, Bir atasözümüz de, “hırsla kalkanın, zararla oturduğunu” söyler.
Birisi, bir kusuru yüzünüze vurduğu zaman, hemen reddetmeyin. Söylenende gerçek payı var mıdır, yok mudur? Önce ona bakın. Sonra yanıtınızı verin. O kişi doğru söylemişse. Ona kızmak yerine, teşekkür etmek gerekir.
Size hakaret edildiği zaman da, üzülmeyin. Çünkü üzülmesi gereken siz değil, hakaret edendir.
Adamın biri, Yunan Filozoflarından Epiktetos’a bir konu danışmış. Demiş ki; “Bir dostum, beni yemeğe davet etti. Ama onun bu konuda olumsuz bir durum sergileyeceğinden kuşkuluyum. Gitmeli miyim, gitmemeli miyim?
Epiktetos; “gitmelisin.” Demiş ve eklemiş; “Eğer, dostun, düşündüğün gibi davranırsa, O’nun gerçek dost olmadığını anlarsın ve ilişkilerini ona göre ayarlarsın. İyi davranırsa, yanıldığını öğrenmiş olursun”
Adam, dostunun davetine gitmiş, hakaret görmüş ve dönmüş. Epiktetos’u bulmuş ve “Beni yanlış yönlendirdin. Gittim, hakaret gördüm, çok üzüldüm” demiş. Epiktetos; dostun sana hakaret ettiyse, onun üzülmesi gerekir, sen niye üzülüyorsun? Bu kez danışan; “Hakaret gören benim” yanıtına, Epiktetos; “Başkalarının davranışlarını ayarlamak senin elinde mi?” diyerek cevap vermiş ve ayrılmış.
Askerlik dönüşü (1960) birlikte çalıştığımız bir yakınımıza, Karayolları Teşkilatının kurucularından amcam, Muammer Tuğlu beni sormuş. O da; “İyi güzel de, sürekli kitap okuyor, dergilere gazetelere abone oluyor” deyince amcam; İşte tabiat meydanda, insanlar olaylar ortada, okuyabildiği kadar okusun, çok kitap okumaya ne gerek var?” demiş.
Gerçekten, uygar bir toplumda, benim de bir yerim olsun diye, kendinize bir alt yapı hazırlamışsanız, çok kitap okumaya gerek olmadığı görüşüne, siz de varabilirsiniz. .
Övünmeye değer bir davranış sergilemeniz için, bunu davranışlarınızla ortaya koyacaksınız. Yalnızca çok kitap okumakla, şu kadar, bu kadar maddi servet elde etmekle, ya da şu makama, bu koltuğa oturmakla değil.