Gazeteciliğe başladığımız yıllarda, gazetemizi teşrif eden Kaymakam Adnan Kantek, Yük. Mim. Mühendis Nihat Sargınalp, Şair, yazar, hukukçu ve parlamenter Nurettin Özdemir, Eğitimci ve Eğitim Yöneticisi, parlamenter Sabri Özcan San, İnş. Yüksek Mühendisi (sonradan Milletvekilliği ve Bakanlık da yapmış olan) Turgut Yücel, Mühendis arkadaşlarıyla Karayolları Teşkilatını kurma görevi verilen (1948 yılında) Yük. Müh. Muammer Tuğlu ve ilk sorumlu müdürümüz Ziraatçı Zeki Tuğlu, bizim sadece önümüzü açmakla yetinmedi, ufkumuzu da açtılar.
Her birinin öğütleri farklıydı. Adnan Kantek, “Başka ilerin haberleri yerel gazeteleri ilgilendirmez. O haberlerin Gümüşhane’yle bir bağlantısı varsa yazılabilir. Yoksa yazılmaz” diyordu. Nihat Sargınalp; “Gazetede, yorulmadan, usanmadan erozyon, ormanların korunması ve çoğaltılması, enerji ve Gümüşhane’yi komşu illere bağlayan yollar (ki, o tarihte ulusal sisteme bağlı elektrik yoktu, yollarımız toprak yollardı) üzerinde durun” diyordu. Nurettin Özdemir,” Yanınızda bir Türkçe ve Arapça sözlük, imla kılavuzu, Anayasa bulundurun, sürekli okuyun, kişileri ve kurumları hedef almayın” diyordu. Sabri Özcan San; “Sözcükleri yerinde kullandığınızdan emin olun, Türkçe sözcükler kullanın, öğüt alın ama halka öğüt vermeğe kalkmayın” Diyordu. Turgut Yücel; “Îyi bildiğiniz konularda yazın, bilmediğiniz konulara girmeyin. Kimseyi küçük düşürecek ifadeler kullanmayın. Bilmediğinizi bilenlere sorun. İyi araştırmadan hiçbir konuyu kamuoyuna sunmayın” diyordu. Muammer Tuğlu; “İşlediğiniz haberler hep Gümüşhane’yle ilgili olsun. Gümüşhane’yle ilgili o kadar yazılması gereken konu vardır ki, gazetenizin sütunları bu haberlerin sunulmasına yetmez” diyordu.
“Bu yazdıklarımızın yazının başlığına koyduğumuz cümle ile ne ilgisi var?” Diyenler çıkabilir. Rahmetli Nihat Sargınalp’ın bize öğütleri arasında orman konusu vardı. Onu anımsatarak yazıya girmek istemiştim. Sonra aklıma bize verilen diğer öğütler geldi.
Yazılı ve sözlü basından öğrendiğimize göre, binlerce maden arama ruhsatı verilmiş. Bu ruhsat verilen alanla; ormanlara da, zeytinliklere de, her türlü tarımın yapıldığı alanlara ve hatta toplu yaşanılan mahallere de rastlıyor
Sonunda ne olacak?
Bu cennet vatanımız sonunda yaşanılmaz bir konuma gelecek. Çünkü çölleşecek.
Herkes biliyor ki, başlıktaki sözün tamamı.1453 yılında İstanbul’u alan Fatih Sultan Mehmet’e ait. Fatih: “Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim!” diyordu.
Ne olacak şimdi?
“Bir dal kesenin başını kesen yok. “Maden çıkaracaksanız, vatan sizin” demeye getiriyorlar.
86 milyon ve bundan sonra daha da artacak olan vatandaşlar ne yapacak?