Bugünkü modern tatil mekânları lüks ve gösterişin gölgesindedir.
Modern insan köklerinden kopmuştur. Onun içindir ki dallarıyla kökleri arasında pek bir bağlantı ve benzerlik söz konusu değildir. Bu bağlantısızlık akrabalık ilişkilerini de yakından ilgilendirir. Eskiden ülkemizde tatil dendiğinde insanlar yakınlarının (akrabalarının) yanlarına giderdi. Bugünkü anlamda oteller, moteller, pansiyonlar ve tatil köyleri yaygın değildi. Kişi yakınına misafir olarak gittiğinde güzel bir dostluk ve muhabbet ortamı oluşurdu.
Bugünkü modern tatil mekânları lüks ve gösterişin gölgesindedir. Sosyal medyada görünür olma ve dikkat çekme tatilin amaçlarından biridir. Zira tatile gidenlerin çoğu zenginliklerini ve sosyal statülerini yarıştırmaktadır. Bu aslında hastalıklı bir ruh halidir.
Modern insanın, tatili kendine zorunlu ihtiyaç olarak görmesi ve bunu her durumda yapmak için şartlarını zorlaması gelecek günlerini ipotek altına alması demektir. Zira çoğu kişi kredi kartlarını zorlayarak, bankalardan kredi çekerek ve ödemelerini gelecek aylara yayarak tatil yapabilmektedir. Bu aslında facebook’tan instagram’a kadar sosyal medyada ve eş dost, akraba, komşu arasında görünür olmanın somut yansımasından başka bir şey değildir.
Her geçen gün iyice yalnızlaşan ve kabuğuna çekilmek zorunda kalan modern insan, tatil sırasında en etkileyici kareleri çekmenin ve sosyal medya platformlarına yüklemenin telaşı ve heyecanı içerisindedir. Ondan sonra da kim beğenmiş, kim beğenmemiş; kim yorum yazmış, kim yazmamış; kim emoji atmış, kim atmamış takibiyle vaktini ziyan etmektedir.
Tatil fotoğraflarını, anılarını ve videolarını sosyal medyada paylaşanlar (youtuber) zamanla bu işi profesyonelliğe taşıyarak bunun üzerinden para bile kazanmaktadır. Böylelikle tatil amaç olmaktan çıkmakta, para kazanmanın (zengin olmanın) kârlı bir aracı hâline dönüşmektedir. Bugün Türkiye’de ve dünyada bunun sayısız örnekleri mevcuttur. Bu da gösteriyor ki bugünkü tatillerin nabzı artık sosyal medya platformlarında atmaktadır.
Türkiye’de ve dünyada sosyal medyanın ve reklam sektörünün aşırı pohpohlamasıyla bazı şehirler ve o şehirlerdeki bazı mekânlar bir anda üst seviyede ilgi görmektedir. Bu da birçok fiyat tartışmasını beraberinde getirmektedir. Neticede o yerlerin fiyatlarının astronomik rakamlara çıkmasına sebep olmaktadır. Geçen seneler sosyal medyada ve televizyonda konuşulan Bodrum’daki bazı mekânlardaki lahmacun ve içecek fiyatları bunun bariz örneklerinden biridir. Bu da turizmdeki dengeyi sarsmakta ve tesislere zarar vermektedir.
Yıllardan beri kapitalizmin borazancılığını yapanlar, lüks tatilin herkes için bir ihtiyaç olduğu yalanını (safsatasını) yaymaktadırlar. Bu da tatil yapmak isteyen insanların ölçüsüzce boyunu aşan planlamalar yapmalarına, sonra da ödeyemeyince bunun acı sonuçlarına katlanmak mecburiyetinde kalmalarına yol açmaktadır. Sosyal medyanın ve reklâmların etkisiyle lüks tatil yerlerine talebin artması söz konusu tesislerin fiyatlarını yükseltmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu da turizm piyasasının iç dengelerini bozmaktadır.
Pahalı tatil paketleri ne yazık ki sınırsız bir israfın fitilini ateşliyor.
Tatil bizde ne yazık ki biraz da israfı çağrıştırıyor. Pahalı tatil köylerinde (beldelerinde) açık büfe ve sınırsız ikram anlayışı akla hayale sığmayacak derecede israfın kapılarını ardına kadar açmıştır. Midesi doysa da gözü doymayan insanlar, bu benim hakkım diyerek, tabaklarının biri boşalmadan öbürünü doldurma açgözlülüğü içerisinde hareket ederek insanlıktan çıkar hâle gelmişlerdir. Tabaklara sınırsızca doldurulan yemekler, meyveler, tatlılar ve kahvaltılıklar tüketilemediği için çöpe atılmak durumunda kalmaktadır. Bu Ege ve Akdeniz gibi tatil yörelerinde devasa boyutlara ulaşmıştır. Oralarda yenilmeyip de hoyratça çöpe atılanlar, dünyadaki bütün açları doyuracak miktardadır. Fakat insanoğlunun bu açgözlülüğü (doyumsuzluğu, kanaatkâr olmayışı) böyle acı bir manzarayı hep görünür kılmış, bu durum da henüz merhameti devre dışı kalmamış vicdanları kanatmıştır. Açlar aç olarak yatağa girdiği için uyuyamazken, bazıları da (kalburüstüler) aşırı tokluktan dolayı yataklarında uyuyamaz hâle gelmiştir. Bu; paylaşmayı bilmeyen, her nimeti kendinin hakkı olarak gören insanlığın utanç tablosudur. İşin çok daha acı bir tarafı da var ki bu gibi büyük israflar sözüm ona helâl konseptli tatil işletmelerinde de yaşanıyor. Helâl haram hassasiyeti olan insanların böyle bir günaha ortak olmasını anlamak mümkün değildir. Böyle büyük ve dramatik çelişkilerin ve adaletsiz uygulamaların olduğu dünyada huzuru aramak beyhudedir.