enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Kur’an’ın Uzağında, Nefsin Tuzağında Günümüzde Tatil Anlayışı-8

07.07.2026 12:02
0
A+
A-

Modern hayatın getirdiği (belki kapitalizmin dersek daha doğru olur) tatil anlayışında rutin hayatı durdurmak, üretmemek, sürekli tüketmek, gece sabahlara kadar çılgınca ve hesapsız eğlenmek, açık büfe ve her şey dahil mantığıyla yemede ve içmede sınır tanımamak insanı ruhen ve bedenen yoruyor. Mideler tabir caizse ifsat oluyor.

Günümüzde hiçbir dinî hassasiyetin olmadığı karma tatil yerlerine baktığımızda maalesef buraların en çok günah işlenen yerler olduğunu görürüz. Her biri adeta mümbit birer günah tarlasıdır. O haz tarlası her gün binlerce kişi tarafından tabir caizse ekilip biçilmektedir. Çünkü kadınla erkeğin karışık olduğu plajlarda, havuzlarda, otellerde, restoranlarda mahremiyetin hiçbir önemi yoktur! Aklın ve mantığın sınırlarını derdest eden şehvet, dört bir yanda kol gezmektedir. Buralarda göz zinası en sık işlenen günahların başında gelmektedir. Bunu fiili zina ve bilumum şehvet ve haz eylemleri takip eder. Ucu ise alabildiğine açıktır.

Türkiye’de ve dünyada kadınlı erkekli mekânlarda yapılan tatillere baktığımızda bu gibi yerlerde ölçüsüzlüğün ölçü olarak kabul edildiğini görürüz. Böylesi yerlerde günaha girmemek, ateşin ortasından yalın ayakla geçip yanmamak kadar abes bir durumdur. Müslüman’ın günaha açık bu tatil mekânlarında bulunması onun ruhunun muvazenesini bozar. O, böylesi ortamlarda dinlenemez; aksine çelişkiler içerisinde kalarak ruhen daha da yorulur.

Müslüman sorunlu değil, aksine sorumlu insandır. O, her ne yaparsa ölçü (itidal) üzere yapar. Tatilde de bu ölçülü olma durumu devam eder. Müslüman akıl baliğ olduktan sonra Allah’ın ona farz kıldıklarını büyük bir hassasiyetle yerine getirir. Fakat bir çeşit haz iklimine girdiğimiz için tatil, bu kulluk bilincimizi zayıflatarak sekteye uğratır. Oysa Müslümanlık ve onun gerekleri hayatın her aşamasını kuşatır. Hiçbir mekân ve zaman ondan beri değildir.  Yani demem o ki İslâmî görevlerimiz tatile girmemizle üzerimizden düşmez. Dinî vecibelerimizi tatil arasında boşlayamayız. Onlar ölene kadar üzerimizde vazife olarak kalır.

Bizler hiç kimseye “Sakın tatile gitmeyin.” diyemeyiz!

Bizler hiç kimseye “Sakın tatile gitmeyin.” diyemeyiz. Tatilin caiz olup olmadığına dair genel hükümler de vermeyiz/veremeyiz. Ancak “Helâl ve haram dairesine (Allah’ın tayin ettiği meşru sınırları aşmamaya) riayet ederek, israfa kaçmadan, makul ve mantıklı ölçülerde bir tatil yapın.” diyebiliriz. Bunun ötesinde kaplıca gibi sağlık amaçlı tatilleri öneririz bile.

Müslüman her yerde olduğu gibi tatilde de haremlik selâmlık hassasiyeti olan insandır. Kadınlarla erkeklerin bir arada olduğu, hatta el ele tutuştuğu türkülü, şarkılı, horonlu, halaylı eğlenceler Müslüman’a uyan ölçülü davranışlar değildir. Bunlar mahremiyeti bozar, şeytanın şer değirmenine su taşır. Bu da zamanla kendimizden kopup öteki cenaha benzememize yol açar. Bu aşama Müslüman’ın bütün kırmızı çizgilerini ihlâl ettiği tehlikeli bir boyuttur.

Türkiye’de sözde modern hayat yaşadığını iddia edenlerin tatil anlayışlarına baktığımızda insanî ve İslâmî sınırları büyük ölçüde aştıklarını (ihlâl ettiklerini) görürüz. Bu sınırların önemlilerinden biri de israfa kaçmaktır. Malum olduğu üzere israf; “gereksiz yere para, zaman, emek harcamak, savurganlık, tutumsuzluk” demektir. Tanımda da görüldüğü gibi israfın birçok boyutu vardır. Fakat niteliği ve boyutu her ne olursa olsun, israfın hepsi dinimizce yasaklanmıştır. İnsanlar, uzun yıllar boyunca elde ettiği nimetleri, savurganlıkları yüzünden bir çırpıda kaybedebilirler. Zira israf, bereketin zayi olmasına sebep olur. Bazı evlere birkaç maaş girmesine rağmen, o evlerde hâlâ geçim darlığı yaşanmasını, israfın getirdiği bereketsizliğe bağlamak gerekir. Çünkü israf, eldeki nimetlerin uçup gitmesine neden olur. Keza yüce Allah lüks ve israfı yasaklamıştır. “Külli müsrifin haram (Her israf haramdır)” hadisi, bu gerçeği vecizce dile getiriyor. Zira her ne alanda olursa olsun, inancımızda ölçüsüzlük kerih addedilmiştir. En güzel yol ‘orta yol’ kabul edilmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.