Şiirleriyle, taşlamalarıyla, çok değişik yaşam tarzıyla ünlü Neyzen Tevfik Kolaylı diyor, başlıktaki sözü. Sözün tamamı şöyle:
“Kirli ellerde gördüm de paradan iğrendim”
Elbette farkındasınız ki, söylemek istediği, ellerin kirliliği değil, paranın, içinde alın teri, el emeği ve beyin gücü olmadan kazanılmasıdır.
Birilerinin, bir ömür boyu çalışarak, kamunun ve kişilerin hakkını, hukukunu üstüne geçirmeden bu kadar yüklü paraların ve servetlerin elde edilemeyeceğini herkes de biliyor.
Sözüm, yalnızca haram para yığanlarla ilgili de değil. Biraz da; siyasette, ticarette ve aklınıza gelen başka dallarda, insanların, başkalarının yüzlerine baka baka yalan sözler söyleyenlerle, başkalarına iftira atanlarla ilgilidir.
Benim, partiyle, pırtıyla direk bağlantım yok. Bu satırları, siyasi amaçlarla da yazmıyorum. Çoğu insanlar doğrudan sapmış.
Behçet Kemal Çağlar, büyük Atatürk’ün ölümünü üzerine, “Kime bel bağlayak, kime dönek vay…” diyordu.
Her dinlediğimiz sözde, hiç ummadığımız, beklemediğimiz kimselerin ağzından çıkan sözler karşısında, güvendiğimiz dağlara kar yağıyor.
Nerede edep, nerede haya, nerede insanlık, nerede doğruluk? Bilen varsa, beri gelsin.
Ne diyordu bu konuda Tevfik Fikret?
“Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma. Ne var ise doğruluktadır. Doğruluk şaşar sanma” diyordu.
Şimdi, başkalarına da mal edilen, ama gerçekte Yaşar Kemal’e ait olduğu bilinen bir şiirden dizeler aktaracağım:
“O güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler.
Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık”
İşlemeye çalıştığım konudaki karamsarlığımı bağışlayın.
Galiba; 60-70 yıl öncesine kadar nüfusumuz azdı. İnsanlar arasında; saygı, sevgi, büyük, küçük vardı. Yanlış yapanların, yanlış söyleyenlerin utanma duygusu tümden yok olmamıştı. Toplumlar arasındaki pek çok anlaşmazlıkları, mahkemelere intikal etmeden, sözleri geçen, ağırlıkları olan, dürüst ve güvenilirlikleri tescil edilen kişiler araya girer, sorunu çözerlerdi.
Şimdi durum öğle değil. Kime, güvenip, kime dayanacağım konusunda tümden karamsarlığa kapılmanın doğru olmadığını da düşünmüyor değilim.
Belki de bakış açımda noksanlık var.
Siz ne dersiniz?