Sınırların tükendiği, zamanın donduğu bir âleme yol almaktır ölüm…
Sınırların tükendiği, zamanın donduğu bir âleme yol almaktır ölüm… Sonsuzluğa yelken açmaktır masmavi denizlerden geçerek… Her canlı elbet bir gün tadacaktır lezzetleri acılaştıran ölümü(Al-i İmran 185)… Kimse kaçamayacaktır onun önünden. Hepimizi alacaktır kanatlarının altına. Şefkat nazarlarıyla bakacaktır yüzümüze. Onun önüne düşüp yola revan olacağız. Ne zaman mı? Vaktini ancak bize hayatı bahşeden o yüce Malik bilir…
İnsanız; doğarız, büyürüz, yaşlanırız ve ölürüz…
İnsanız; doğarız, büyürüz, yaşlanırız ve ölürüz… Ömrümüzde bizi bu aşamalar bekler. Bu dönemleri yaşayanlar bir hoş seda bırakarak göçüp giderler sonsuzluk âlemine. Fakat bazıları hoş seda değil de, boş seda bırakırlar. Bu kişiler yaşamayı, nefes alıp vermek kadar basite indirgeyenlerdir. Ne mutlu hoş seda bırakarak ömrünü tamamlayabilenlere!…
Ölüm; aslında yok oluş değil, yokluktan silkiniştir.
Ölüm; aslında yok oluş değil, yokluktan silkiniştir. Dünya hayatının anlamını yitirdiği demlerde en büyük sığınaktır ölüm… Zira onun ikliminde soluklanırız sonsuza dek… Ölüm olmasaydı, bir şeylerin eksik olduğu bu dünyada ölümü ne kadar da arzulardık; onu en büyük nimet olarak sayardık. O olmasaydı ruhların uhrevî açlığı nasıl giderilirdi? Bir düşünün!…
Sırası gelen geçiyor o uzun, ince ölüm köprüsünden.
Sırası gelen geçiyor o uzun, ince ölüm köprüsünden. Kimler geçmedi ki bu yoldan… “Canlar Canı” da, Firavun’u da bu yoldan geçerek kapattı hayatın perdesini. Hüzünle harmanlandı cümle tebessümler… Biz de aslında yaşamıyor, sonsuzluğa varmak için sıramızı bekliyoruz bu dünya gurbetinde. Dostlarımız birer birer geçiyor o köprüden. “Ayağınızı denk alın, kibirlenmeyin… Dünya bir imtihan yeridir. Bir gün size de sıra gelecektir” dercesine…
Usta kalemler hayata bambaşka bir renk katar.
Sanat ve edebiyat alanında kalem oynatanların ölümü bende tarifsiz üzüntüler oluşturur. Çünkü onlar, yazdıklarıyla geniş kitleleri aydınlatırlar. Kalemin susması âleme vurulan büyük bir darbedir. Zira bizler kalem erbaplarının gözüyle bakarız dünyaya. Şair ve yazarların yazdıklarını okudukça dünyaya bakışımız değişir. Onlar bizim görüp de fark edemediklerimizi bizlere doyasıya yaşatırlar. Usta kalemler hayata bambaşka bir renk katar.
Her canın bu dünyadan göçüşü haktır.
Her canın bu dünyadan göçüşü “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun(Her nefis ölümü tadacaktır)” dedirtir bize. Geçici dünyanın meşguliyetlerine daldığımızda bu mutlak hakikat, titreyip kendimize gelmemize vesile olur; belli bir zaman için yüzümüzü ötelere döndürür.
“Biz Allah’a aidiz ve yine O’na döneceğiz”( Bakara:2/156)
Ölüm, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’den bugüne kadar insanoğlunun zihnini meşgul etmiş, onu derin derin düşündürmüş ve bir o kadar da üzmüştür. “Biz Allah’a aidiz ve yine O’na döneceğiz”( Bakara:2/156) ilahî gerçeği, insanların hayatına yön vermiştir.