Yunan’ın bitmeyen ayak oyunları ve bir özgürlük savaşçısı Sadık Ahmet
Batı Trakya deyince aklımıza öncelikle ve özellikle Dr. Sadık Ahmet gelir. Batı Trakya ile onun adı adeta özdeşleşmiştir. O, baskı ve yıldırmalara sahne olan bu coğrafyadaki Türk azınlığın en büyük hamisi olmuştur. Doktorluk mesleğinden daha çok, Batı Trakya Türklerinin dertleriyle ilgilenmiş, bir ömür boyunca çözüm arayışları peşinde koşmuştur.
Türk kimliğini her fırsatta gururla ve onurla vurgulayan Sadık Ahmet, Batı Trakya Türklerinin verdiği onur mücadelesinin simgesidir. Bu coğrafyada yaşanan acılar ve mağduriyetler onu derinden etkilemiştir. Bu durum onun henüz üniversite yıllarında siyasete ilgi duymasına sebep olmuştur. Üniversiteden mezun olduktan sonra siyasete olan ilgisi daha da artmıştır. Bu çerçevede Batı Trakya Türklerinin sorunlarına ilgi duymuş, çözüm için çareler aramaya başlamıştır. Uluslararası kuruluşlara başvurarak derdini onlara iletmiştir.
Camilerden imaretlere, köprülerden türbelere Batı Trakya’da Türk eserleri
Türkiye Türkiye’den ibaret değildir elbette. Bizim çok geniş ve zengin bir gönül coğrafyamız vardır. Batı Trakya da bu coğrafyanın bir parçasıdır. Geleneksel olarak Yunanistan’ın kuzeydoğu bölgesinde bulunan Trakya’ya yerleşmiş Batı Trakya Türk azınlığı Türk kültürünün özgün karakterini ve niteliklerini ve insan emeği ve düşüncesine olan katkısını yansıtmaktadır. Batı Trakya’da Osmanlı’dan bugüne onlarca tarihî eser arz-ı endam etmiştir. Hafızamızı tazelemek açısından bunları kısaca hatırlatmakta fayda vardır.
Yunus Bey Camii-Gümülcine
Yapılış tarihi ve kim tarafından yapıldığı bilinmeyen Yunus Bey Camii, Gümülcine’deki Posti-Pos (Pos-Pos) Sokağı üzerinde bulunmaktadır. Osmanlı döneminde inşa edilen caminin dış duvarları hariç, camii bugün tamamıyla yıkılmış durumdadır.
İskeçe-Hamidiye Köprüsü
Osmanlı’nın bakiyelerinden Batı Trakya’nın mimarı olan Sultan II. Abdülhamid Han, 1903-1904 yılları arasında İskeçe şehrine önemli eserler kazandırmıştır. Bunlardan biri de kendi adını taşıyan Hamidiye Köprüsü’dür. Hamidiye Köprüsü, İskeçe-Şahin Yolu’nun üçüncü kilometresinde İskeçe’nin kuzeyindeki Samakov çayı üstünde kuruludur. Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Museviler Sultan II. Abdülhamid’in İskeçe şehrine bahşettiği bu önemli köprü için Abdülhamid Han’a dualar etmişlerdir. Tamamen beyaz kesme taşlardan 1901 yılında inşa edilen köprü, dört ayaklı ve üç kemerli olup 10-11 metre yükseklikte, 5 metre genişliktedir. Ancak, bugün köprü yalnızca iki kemere sahiptir, üçüncü kemer yerine blok beton dökülmüştür. II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte 6 Nisan 1941 tarihinde Yunan ordusu Alman birliklerinin İskeçe şehrini işgal etmesini engellemek amacıyla Şahin köprüsünü havaya uçurmuştur. Köprünün orta kemerindeki hilâl ve yıldızdan oluşan kitabe artık yoktur. Hilâl ve yıldızdan oluşan kitabe her iki taraftan da çeşitli zamanlarda ırkçı gruplar tarafından kazılarak sökülmüş, boşluklar beton ile kaplanmıştır.