enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
15,4792
EURO
16,1193
ALTIN
901,82
BIST
2.419,23
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Az Bulutlu
14°C
Gümüşhane
14°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Açık
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C

Hakikat Göklerinde Bir Yıldızdır Mevlâna-2

0
A+
A-

Mevlâna’nın hoşgörü anlayışı ve hümanistliği(!)

*Mevlâna deyince aklımıza gelen ilk kavram şüphesiz ki hoşgörüdür. Mevlâna’nın engin hoşgörüsü değişik kesimlerce suiistimal edilmiştir. Bu yüzden onun inancını ve imanını sorgulayanlar bile çıkmıştır. Oysa o ‘Ne olursan ol, yine gel’ derken kişinin geçmişinin onun elini kolunu bağlamayacağını ifade etmektedir. Allah’ın, son nefese kadar açık tuttuğu tövbe kapısını hatırlatmaktadır. Fakat kişi İslâm’a gelince değişmek (dönüşmek) zorundadır. Bir Hıristiyan İslâmiyet’i seçmişse artık Hıristiyanlığı bir kenara bırakmalıdır. Zira bir kalpte tevhitle teslis bir arada olamaz. Mevlâna ‘gel’ derken ‘geçmişteki hatalarını tövbe  silgisiyle sil de gel, anadan doğmuşçasına saf bir hâlde gel’ demek istiyor.  Ona yeni iman ve imkân kapılarını gösteriyor. Tövbenin (tövbe-i nasuh) bütün günahları silebileceğine inanıyor.

Bugün Mevlâna’yı Batılı anlamda hümanist olarak gösterip onun Hakk’a kulluğunu ve manevî önderliğini görmezlikten gelen kesimler vardır. Oysa o, Batılı anlamda anlaşıldığı şekliyle hümanist bir mütefekkir değildir. Çünkü Batılılar insanı bütün değerlerin fevkinde görerek onu adeta putlaştırıyor. Zaten Mevlâna ömrü boyunca putlarla ve putçuluk zihniyetiyle mücadele etmiştir. İnsan; dünyanın efendisi olsa da, neticede Hakk’ın kuludur. İnsanı yaratanın üstünde görmek veya göstermek insanın yaratılış gayesiyle çelişir.

Maneviyat göğünün parlak yıldızlarından biridir Mevlâna. Konya’nın gülüdür, hakikatin bülbülüdür. Âşıklar sultanıdır o. Mânâ kapısının kutlu anahtarı onun mübarek elindedir. O; bir mutasavvıftır, şairdir, düşünce adamıdır. Aşk denizlerinde onun gemisi yüzer asırlardan beri. O gemiye iltica edenler nefret ve kin oklarından korunurlar.

Mevlâna’yı hakkıyla ve lâyıkıyla anlamak biraz da nasip işidir. İdrâkinizin genişliği nispetinde anlayabilirsiniz onu. O her gönülde farklı genişlikte yer alır. Mühim olan gönlün genişliğidir. O, kendi nefsini Allah’ın kudret kabında eritmiştir. O, sevginin gönüllü bayraktarlığını yapmıştır. O bayrak hiçbir zaman gönül gönderlerinden düşmemiştir.

Mevlâna’nın düşüncelerini esas alan Mevlevilikte sevgi ve hoşgörü esastır. Onun söz incileri her asırda kıymetini muhafaza etmiştir. O hep gönül diliyle konuşmuştur. Onun içindir ki etrafında pervane olanların sayısı her geçen gün artmıştır. Ona göre bütün yaratılanlar Allah’ın tecellileridir.  İnsan çok büyük bir vazife yüklenmiştir. O, Allah’ın dünyadaki halifesidir. Dağların bile almak istemediği büyük bir sorumluluğu omuzlarına almıştır.

Mevlâna’nın düşünceleri yerel değil evrenseldir. Çünkü o, ilhamını Kur’an’dan almıştır. Bazı kesimler onu farklı gösterme gayreti içerisinde olsa da o, Kur’an’ın yolundan gitmiş, Resulullah’ı rehber edinmiş, Allah’ın rızasını her şeyden çok gözetmiştir.

Keser misali, her şeyi kendilerine yontan Batılılar yıllardan beri hümanizm etrafında farklı bir Mevlâna tipi oluşturma gayreti içerisindedirler. Oysa o, aşağıdaki beytinde dünya görüşüne dair çok açık konuşmakta, fikrî çizgisini şüphelere mahal vermeyecek şekilde açıkça belirtmektedir. Durum bu iken farklı arayışlar peşinde koşmak anlamsız bir uğraştır: “Men bende-i Kur’ânem eğer can dârem,/Men hâk-i reh-i Muhammed Muhtârem” (Ben Kur’ân’ın kölesiyim, canım dara girse de (idam sehpası) ben Muhammed yolunun toprağıyım, tozuyum.) Bunlar Mevlâna’nın dünya görüşünün dayanağını açıkça göstermektedir. O ölmeden ölmeyi (yani nefsini öldürmeyi) başarmış bir Hakk dostudur.

 

           

 

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.