Neyi soruşturacağız?
Kendimizi.
Niçin?
İyi bir insan, ailemize, toplumumuza, köyümüze, kasabamıza, ilçemize, ilimize ve giderek ülkemize iyi bir vatandaş olmak için.
Birisine konuk olmamışsak, bize gelen bir konuğu ağırlamıyorsak, kişisel ve ulusal bir çalışma içinde değilsek, erken yatacağız, erken kalkacağız.
Sonra, her akşam, yatmadan önce sorgulamamız başlayacak.
Sabahtan akşama kadar, kendimiz için, ailemiz için, toplumumuz için ne yaptığımızı sorgulayacağız.
Hata yapmışsak, birisine kırmışsak, cenazesi olanlara başsağlığı dilememişsek, hasta olanları ziyaret etmemişsek, (Kime karşı olursa olsun) verilmiş bir sözü yerine getirmemişsek. Bizden umulan, beklenen hizmetleri göz ardı etmişsek, bunların niyesini, nedenini sorgulayacağız.
Hatalarımızdan kurtulmanın, aynı hataları bir kez daha yapmamanın, yollarını, yöntemlerini irdelemeden yatıp uyumuşsak, ailemiz için, toplumumuz için, ülkemiz için iyi bir vatandaş olmamız olası değildir.
Bu dünyaya, sadece; yemek, içmek, eğlenmek, gezmek, tozmak için gelmedik.
Hayvanlar da yiyip içiyor, dolanıyor, bitkiler de topraktan çıkıyor, büyüyor, gelişiyor, sonra kuruyup yok oluyorlar.
Biz de insan olarak; iyiliklerimizle, kötülüklerimizle yaşayıp gideceğiz.
Önemli olan, dünya dediğimiz bu kubbenin altında, arkanızda bize rahmet okutacak, bizi iyiliklerle, güzelliklerle anacak anılar bırakarak göçüp gitmektir.
Bizi; hayvan dediğimiz diğer canlılardan ayıran önemli nitelik, düşünme, muhakeme edebilme, düşünmenin, muhakemenin sonucu olarak sorumluluk duygusu taşıma niteliğidir.
Ölümden sonra dirilmeğe inanmayanlar için Mevlana diyordu ki:
“Toprağa ne düştü de bitmedi? İnsanoğlundan şüphe mi ediyorsunuz?”
Ölük ötesindeki sorgulamaya inananlar için söylüyorum; o sorgulamadan alnımızın akıyla çıkmamız için, her akşam, yatmadan önce kendimizi sorgulamalıyız.
İnançsızlara sözümüz yok.