Türk-İslâm ülküsünün güçlü savunucusu şair, yazar, fikir ve ülkü adamı Cebeci…
Türk-İslâm ülküsünün güçlü ve samimi savunucusu şair, yazar, fikir ve ülkü adamı Dilaver Cebeci’nin şiir, hikâye, mizah ve düşünce türlerinde basılan kitapları şunlardır: “Hun Aşkı (Şiir), Sitare (Şiir), Ve Sığınırım İçime (Şiir), Şafağa Çekilenler (Şiir), Asra Yemin Olsun ki (Şiir), Türkiye’m ( Bütün Şiirleri), Mavi Türkü (Mensureler), Devrannâme (Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi-Mizah), Seyrânnâme (Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi-Mizah), Kur’an’dan Gerçekler (Araştırma), Evliyâ Çelebi ve 17. Yüzyıl Osmanlı Toplumu (Araştırma), Divan Şiirinde Kadın (Araştırma), Tanzimat ve Türk Ailesi (Araştırma), Men Kazanga Baramen (Tataristan Ziyareti Notları), Farklı Yönleriyle Türkler (Araştırma), Türk’e Dair (Araştırma), Büyü (Tiyatro), “Kandahar Dağları’nda Sabah Namazı” (Kendi sesinden kaset, 1992)”
Türkiye Yazarlar Birliği, Türk Edebiyatı Vakfı, İLESAM, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Aydınlar Ocağı üyesi olan Dilaver Cebeci; 1963’te Türk Ocakları’nın düzenlediği şiir yarışmasında “Birincilik”, 1995’te Ömer Seyfettin Hikâye Yarışmasında “Mansiyon” ödülünü almıştır. Gümüşhane Belediyesi tarafından ilki 2013 yılında, ikincisi de 2017 yılında olmak üzere “Uluslararası Dilaver Cebeci Şiir Ödülü” başlığıyla şiir yazma yarışması düzenlenmiştir. Böylece yerelde ve genelde şairin adının yaşatılması amaçlanmıştır. Yedisinden yetmişine kadar dillerden düşmeyen “Türkiye’m” adlı şiiriyle hafızalarda yer edinen şair Dilâver Cebeci ilk şiirini 1965 yılında, genç bir delikanlıyken, Defne dergisinde yayımlamıştır. Başta şiirleri olmak üzere; hikâyeleri, mensur şiirleri ve mizah yazıları Devlet, Töre, Bozkurt, Türk Edebiyatı, Türk Yurdu ve Güneysu dergilerinde; Ortadoğu, Hergün, Yeni Düşünce, Ayrıntılı Haber ve Türkiye gazetelerinde yayımlanmıştır.
Bu ülkenin değer(li)lerini kendisine kıymet hükümleri edinen ve sahiplenen Dilaver Cebeci, disiplinli ve ilkeli bir insandı. Çok okuyarak ve ilmî çalışmalar yaparak kendini yetiştirmişti. Sanat, tarih, din, edebiyat, sosyoloji ve siyaset ilgi duyduğu konular arasındaydı. Türkçülük ve milliyetçilik onu tarif eden kavramlar olsa da, asla ırkçı değildi. Zaten şuurlu bir ilâhiyatçının İslâm’a aykırı olduğunu bile bile ırkçı olması düşünülemezdi. Onunkisi Türk-İslâm düşüncesinin bayraktarlığını yapan Türk milletini sevmek ve yüceltmek idealinden ibaretti. Buna hakkıyla ve lâyıkıyla hizmet edebilmek için adeta gecesini gündüzüne katardı. Dünya ve İslâm gerçeklerini kavramaktan uzak olan dar ideolojiler ona göre değildi. O, dünyada şerefli izler bırakan Türk milletini çok sever, fakat tarihî gerçekleri de saptırmazdı. Sahip olduğu ilmi ve vahyî akıl böyle derin bir bakış açısıyla hareket etmesini gerektirirdi.
Gümüşhane deyince aklıma “Türkiye’m”in yoluna baş koyan Dilaver Cebeci gelir.
Milliyetçi bir şair olan Dilâver Cebeci, “Türkiye’m” adlı şiiriyle, tabir caizse, hafızalara kazınmıştır. Bu şiir Türkiye sevdalılarını aynı paydada birleştirmiştir. Cebeci, bu şiirinde bizi biz yapan birleştirici değerlerimizi konu edinir. Türkiye’nin kadim tarihini, zengin kültürünü, insan merkezli medeniyetini ve gözlere bayram ettiren coğrafyasını anlattığı bu etkileyici şiir herkesin adeta ortak manifestosu olmuştur. Milli duyarlıklı türküleriyle tanıdığımız Mustafa Yıldızdoğan 1993 yılında bu şiiri besteleyerek “Ölürüm Türkiye’m” adıyla türkü formunda seslendirmiştir. Bu şiir ve onun sese bürünmüş hâli olan türkü, milliyetçi kesimler tarafından adeta bir marş gibi değerli bulunmuş ve sahiplenilmiştir. Bu türkü Türk dünyasının ve milliyetçilerin ortak duygularına tercüman olmuştur.
Dilaver Cebeci’nin şiirleri bestelenmeye uygun metinlerdir. “Türkiye’m”in dışında yine onun “Olumsuz Koşma (Sultanım)” adlı şiiri Türk sanat müziğimizin önemli isimlerinden Zekai Tunca tarafından, “Bir Yalnız Savaşçının Ölümü” adlı şiiri de, Selçuk Küpçük tarafından bestelenmiştir. Daha bestelenmeyi bekleyen nice güzel şiirleri var.