Yazının başlığındaki söz Çin atasözüdür. Bu söze katılmamak mümkün değil.
Bir bayan öğretmen demişti. Bir ilçemizde mağaza sahibi iki kardeşten biri hiç konuşmuyor, diğerinin de ağzı hiç kapanmıyormuş. İkisi de ticarete uygun değil.
Uzun yıllar önce, bir arkadaşımın evinde oturan kiracı işyeri açmış. Arkadaşım bana; “Birlikte hayırlı olsuna gidelim” dedi. Kabul ettim ve gittik.
Mevsim yaz. Yeni mağaza açan kişinin işyerine doğru gittik. Mağazacı ayak ayak üstüne atmış. Kaldırımlar dar, ayaklar uzun. Kaldırımda geçecek yer kalmamış. Arkadaşıma döndüm; “Hayırlı olsuna gerek kalmadı, gidelim” dedim. Arkadaşım da mağazacının bu görüntüsünden hoşnut olmadı. Oradan uzaklaştık.
Ticaretçi ve müşteri ilişkileri çok önemlidir. Elleri pantolonunun cebinde ve ağzında sigarayla müşteriyi karşılayan kişinin işyerine ne kadar gidersiniz?
Pazarlık önemlidir ve yapılmalıdır. Dinimiz; “Müslüman aldatmamalı ve aldanmamalı” der. O nedenle iş sahipleri pazarlık yapanları yadırgamamalı ve hoş görmelidir. Müşteri işyeri sahibinin malını illa da ucuza alacağım diyerek onu zarara sokmaya çalışmamalıdır.
Ticaret ve Sanayi Odamızda görev yaptığım yıllarda (11 yıl) müşteri memnuniyeti konulu paneller düzenlenmişti. (Belki benden önce de, sonra da düzenlenmiştir. Ne yazık ki, oda üyelerinin pek çoğuna haber edildiği halde, gelmeyenler olurdu.
Hiç kimse, “Ben her şeyi biliyorum” dememeli. İnsan ne kadar bilse, yine bilmediği şeyler kalır.
Bir malı ucuza almaktan çok işyeri sahibinin müşteriye yaklaşımı önemlidir.
Hani, bal batan iki dükkân sahibinden söz ederler. İki dükkân sahibi de aynı yerden bal alır ama. Birinin dükkânı dolup taşarken, diğerine pek giden olmazmış.
Satış yapamayan balcı komşusuna gitmiş kendisinden niye müşterilerin mal almadığını sormuş. Komşusu da ona: “Senin elin bal satıyor ama yüzün turşu satıyor” demiş.
Çin atasözünün yineleyelim dilerseniz:
“Yüzü gülmeyen, dükkân açmamalıdır”