Okuyan derken; İlköğretimde, Orta Öğretimde ve Yüksek Öğretimde okuyanları kast etmiyorum. Sözünü ettiğim eğitim kurumlarında okuyanların sayısı arttı ama okullar bittikten sonra; kitap, gazete, dergi gibi yayınları izleyenlerin ve düşünenlerin sayısı azaldı. Bu durum ülke genelinde de böyle, ilimiz Gümüşhane’de de böyle.
Eğitim, kültür, bilgi yönünden, bu topluma ben de bir şeyler vereyim, ya da uygar bir toplulukta benim de bir yerim olsun diye düşünenlerin sayısı az.
Bu koşullar altında toplumun eğitim düzeyini, kültür düzeyini, bilinçlenme düzeyini nasıl arttıracak, nasıl yükselteceğiz?
Gümüşhane Merkez ilçede; caddede, sokakta, rastgele birin çevirsek ve Gümüşhane’nin yetiştirdiği değerleri sorsak kaç kişi bilir? Eminim ki çok azı.
İnsanca yaşayacak olanaklara sahip olmayan bir toplumda, geçim koşullarının ön plana çıktığını ileri sürebilirsiniz. Yeteri kadar geliri olan insanlar arasında da, okuyan, düşünenlerin sayısı çok az.
1950’lilerde, Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gibi ulusal gazeteler çıkıyordu. İlçelerin çoğunda gazete çıkmıyordu. Şimdi o ulusal gazetelere daha başkaları eklendi. Her ilçede gazete yayınlanıyor. Ama okuyan sayısı, nüfusun çok artmasına karşın çok artmadı.
Kitap, dergi okuyan sayısı neredeyse sıfırlanacak. Japonya’da kişi başına okunan kitap sayısı yılda ortalama 25 adet iken, ülkemizde, iki kişiye bir kitap bile düşmüyor!
Gümüşhane’de, dergi hazırlama konusunda, yükün ağırlığını Üniversitemiz Edebiyat Öğretmeni Talat Ülker’in çektiği, Serhat Doğan, Hışır Osman, Necati Yılmaz, Engin Doğru ve birazcık da benim katkılarımla, siyasetin tamamen dışında, genel kültüre yer vererek çıkardığımız ŞEHRENGİZ dergisinin her sayısını maddi açıdan yayımlamakta zorlanıyoruz.
Ülkemizde ve ilimizde, yalnız okuyanların sayısı az değil, yazana, çizene, düşünene, bu ülkenin, bu ilin kalkınması, gelişmesi için bilgisi olana, çaba gösterene (Kamu kurumlarını da içine katarak söyleyelim ki) ilgi duyan da az.
İşte halimiz ortada.
Başka ne demeliyiz ki?