1946 yılında, babamın kamudaki görevi nedeniyle Kelkit’ten Torul’a gitmiştik. İçinden geçtiğimiz Gümüşhane’yi Harşit Çayı kenti ikiye bölerek akıyordu. Harşit Çayının iki yakasında meyve bahçeleri, bahçelerin bir köşesinde, iki ya da, en çok üç katlı, doğa ile uyumlu dik çatılı evler vardı.
O güzellikten eser yok şimdi.
1969’ların sonlarında bir yakınımız geldi, doktora baktırdık. Yolcu etmek için, Gümüşhane’de serbest çalışan taksi yoktu. Yalnızca birkaç kişinin özel arabası vardı.
Şimdi, caddelerin ve sokakların kenarlarında, peş peşe dizilmiş özel ve serbest çalışan araçlar sıralı. Kimi kez caddelerden araç sıklığı nedeniyle geçemiyoruz.
Düzler, tepeler binalarla dolu. 1965’lere kadar 4750 sayıdaki nüfusun yaşadığı Gümüşhane, nüfus bakımından 50 binlere dayandı. Gümüşhane de, Gümüşhane nüfusuna kayıtlı olmadan yaşayanların sayısı daha çok.
Bu bir gelişmişlik mi?
Elbette değil.
Ralph Emerson’a göre; gelişmişliğin, uygarlığın gerçek ölçüsü, ne nüfus çoğunluğu, ne kentlerin büyüklüğü, ne de üretim bolluğudur.
Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanların nitelikleridir.
Gümüşhane’ de nitelikli insanlar yetişmemiş midir?
Yetişmiştir. Ama tanıyan ve değerlerini bilen insanların sayısı çok azdır.
Geçtiğimiz yıllarda, değerli dostumuz Talat Ülker’in girişimiyle, rahmetli Nurettin Özdemir’in şairliğiyle
İlgili bir yarışma açılmıştı. Yarışmaya ülke genelinde 5 binin üzerinde eser katıldı. En8 çok beğenilen ilk 3.üseçildi. Mansiyona değer görülen eserler de vardı.
Hem Gümüşhane’de, hem de Kelkit’te, okullarda, Nurettin Özdemir’i tanıyan bir iki öğrencinin dışında kimse çıkmadı. Bu mudur ülkenin yetiştirdiği nitelikli insanlara değer vermek?
Bu yarışmalar, Şinasi Özdenoğlu, Vasfi Mahir Koıcatürk, Sabahattin Kömürcüoğlu, Talat Ülker ve daha başkaları için de açılabilir.
O zaman göreceğiz, Gümüşhane de gerçek gelişmişliğin neresine kadar vardığımızı değil, yaklaştığımızı.
Bu isimleri saydığımız kimselerle ilgili yarışmayı, daha büyük kentlerde açabilsek, yüzlerce, binlerce kişilerin o kişilerden haberdar olduklarını göreceğiz.
Bizim, Gümüşhane olarak, hali perişanımız budur işte.