Uzun yıllardan beri, eskiler-yeniler tartışmaları sürüp gider. Yaşları ilerlemiş olanlar; “Bizim zamanımız; insanlar, olaylar şöyleydi” diyerek yenileri eleştirirlerdi. Yeniler de; “Sizin zamanınızda olanlar eskilerde kaldı. Dönemler değişiyor. Teknik, teknoloji ilerliyor. Yeniliklere ayak uydurmak zorunluluğu vardır” diyorlardı.
Eskiden de, devletin ve devleti oluşturan vatandaşların haklarını, hukuklarını gözeten yasalar vardı. Yasalar kadar etkili olan gelenek ve görenekler de vardı. Gençler, eskiden üç ay önce evlenip, belli belirsiz sebep olmadan üç ay, beş ay sonra boşanmazlardı. Yasal değil ama toplumsal baskı vardı etkili olurdu bu konuda.
Eskiden büyük-küçük, sevgi-saygı, insanların uyum içinde yaşamaları konusunda daha belirleyiciydi.
Ne var ki, günümüzde, bazı geleneklerin, bazı alışkanlıkların değişmesi gerekiyor. Artık; dedeler, nineler, gelinler, damatlar, torunlar bir arada yaşamıyor. Doğrusu da bugün olduğu gibi, ayrı evlerde, ama birbirinden haberli ve ilişkili yaşamaktır. Eskiden görücü usulüyle evlenirdi gençler. Evlenecekleri eşleri kendileri seçmez, onun yerine anne ve babaları seçer, onlar da rıza gösterirlerdi. Şimdi, evlenecek olanlar birbirlerini önceden tanıyor, anlaşabilecekleri kararına varırlarsa, aile büyüklerini de araya koyarak evleniyorlar. Yine, doğru olan budur.
Eskiden; kavgalar, dövüşler, hırsızlıklar, soygunlar günümüzdeki kadar olmazdı. Eskiden, pek çok olumsuz olaylarının meydana gelmesinde, yasalardan önce; ayıp, günah, büyük-küçük, sevgi, saygı gibi toplumsal olaylar, gelenek ve görenekler devreye girerdi. İşlenecek kusurlarda, utanma duygusu ağır basardı. Şimdi; gelenek ve görenekler değil, yasalar da etkili olmuyor olayların yaşanmasında. Olaylar konusunda, elbette nüfusun artmasının, geçim sıkıntılarının, hakkın, hukukun çoğu kez yerine gelmemesinin etkisi de var. Bazı olayları birileri işlediğinde zarar görmüyor, kimileri işlediğinde zarar görüyor.
İnsanların suç işlemelerinde ne yasalar, ne gelenek ve görenekler, ne toplumsal baskı, ne ayıp, ne günah, bunların hiçbiri etkili olmuyor.
Zaman zamandır söylenen bir deyimde olduğu gibi; binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete!…
Allah, sonumuzu hayreylesin.