Türkiye Cumhuriyeti Devleti halkının nüfus miktarı belli. Bu miktar içinde; memurların, kamuda çalışan işçilerin ve emeklilerin sayısı ve ne kadar maaş aldıkları belli.
Siyasi iktidarlar, enflasyonu sıfıra indirirlerse, maaşlara zam yapmalarına da gerek kalmaz. Ancak, her ne kadar az maaş vermek için enflasyon düşük gösterilse de, gösterilen oranda da zam yapılamıyor.
Sebep?
Emeklilere artış yapacak kadar gelir yok.
İktidarlar için, bu durum bir mazeret değildir.
Bu sütunlarda kaç kez yazdık. Genel ve yerel basında kaç yüz kez yazıldı, çizildi. Kaynağın nerelerden nasıl bulunacağı konusunda tartışmalar da yapıldı televizyon kanallarında.
Halk arasında söylenen bir deyim vardır:
“Adın ne?
Reşit.
Sen söyle, sen işit”
Yalnız günümüz iktidarı değil, tüm iktidarlar önerileri, dışarıdan gazel okumak gibi algılıyor.
Niye?
“Bizim, kimsenin aklına ihtiyacımız yok!” Diyorlar.
Onların aklı da, emeklileri açlığa mahkûm etmekten başka işe yaramıyor.
Günümüzde, 80-90 bin TL maaş alan bir milletvekili, bir emeklinin “Kuru ekmek yiyoruz” demesini alay eder gibi, “Kuru ekmek yiyorsanız aç değilsiniz demektir” ifadesiyle yanıtlıyordu.
Emeklilerin, yılda bir kez olsun 15 gün tatil yapmaya hakları yok mu?
Emeklilerin, Müslümanlığın, beş şartından biri olan Hacca gitmeğe hakları yok mu?
Emeklilerin çocuklarını diledikleri gibi giydirmeğe, diledikleri okullarda okutmaya hakları yok mu?
Emeklilerin torunlarına az da olsa harçlık vermeğe hakları yok mu?
Emeklilerin başlarını sokacak bir ev almaya hakları yok mu?
Emeklilerin Kurban Bayramlarında bile, çocuklarına et almaya hakları yok mu?
Bunları okuyan kimi aklı evveller çok abartıldığını söyleyebilir. Ama gerçek böyledir.
Sağduyu sahipleri içinde bulunduğumuz koşullar altında, emeklilerin insanca yaşayamadıklarını görüyor.
Hiç olmazsa, doğruları görün, söyleyin, aşırı tüketimlerden vazgeçin, israfı önleyin makam araçlarını en aza indirin, bir yumurtayı iki kişiye taşıtmayın!
Ama nerde…