Fatih Sultan Mehmed, sadece İstanbul’u değil, şiir (söz) kalelerini de fethetmiştir
Osmanlı padişahlarından şiire gönül veren ve usta işi şiirler yazan şair padişahların en önemlilerinden biri de II. Mehmed’dir. İstanbul’u Bizans’tan alarak fetih müjdesine mazhar olan, çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmed (1432-1481) bilime, müziğe, sanata ve şiire çok önem vermiştir. Osmanlı’nın en büyük padişahları arasında kendisine yer bulan Fatih Sultan Mehmed, “Avnî” mahlasıyla çok güzel şiirler kaleme almıştır. İşte onlardan biri şudur: “İmtisâl-i câhidû fi’llâh olupdur niyyetim/Dîn-i İslâm’ın mücerred gayretidir gayretim//Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâullâh ile/Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdir niyyetim//Enbiyâ vü evliyâya istinâdım var benim/Lütf-ı Hak’dandır hemân ümmîd-i feth ü nusretim//Nefs ü mâl ile n’ola kılsam cihânda ictihâd/Hamdüli’llâh var gazâya sad hezârân rağbetim//Ey Mehemmed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile/Umaram gâlib ola a’dâ-yı dîne devletim”
Fatih’in yukarıdaki meşhur şiirini günümüz Türkçesine çevirirsek maksat daha iyi anlaşılır: “Niyetim ‘Allah uğrunda hakkıyla savaşınız’ ayetine bağlı kalmaktır. Gayret gösterişim İslâm dininin gerektirdiği gayretlerdir./Allah’ın lütfu ve yardımları kutlu olan din büyükleri askerlerinin yardımları ile, niyetim kâfirleri baştan başa bozguna uğratmaktır./Ben, peygamberlere ve din ulularına güveniyorum. Fetih ve zafer ümidim Allah’ın lütfu ile mümkün olacaktır./Nefsim ve malım ile dünyada Allah için gayret etsem ne olur? Allah’a şükürler olsun ki gaziliğe yüz binlerce rağbetim var./Ey (Fâtih) Mehmed! Hazret-i Muhammed (sav)’in mucizeleri ile devletinin din düşmanlarını yeneceğini umuyorum.”
Fatih Sultan Mehmed zamanında Osmanlı’da divan şiiri çok mühim bir konumdaydı. Büyük isimler vardı şiir sahasında. O da bu atmosferden etkilenerek şiire meyletmiştir. O; Sadî, Nizamî ve Hâfız gibi meşhur İran şairlerinin ve Şeyhî, Ahmed Paşa ve Melîhî gibi Türk divan şairlerinin tesiri altında kalmıştır. Fatih’in Divan’ını yayınlayanlardan biri olan Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, onun şiiri ve şairliği konusunda şu isabetli görüşlere yer veriyor:
“Çok kuvvetli bir eğitim almış, birkaç lisan bilen, zamanının bütün ilmî, kültürel, felsefî, siyasî ve entelektüel birikimine sahip kudretli bir padişah olan Fatih Sultan Mehmed’in şiiri bu yüksek bilgi ve kültür hamulesi ile birlikte bütün bir klâsik Türk edebiyatının son derecede gelişmiş ve neredeyse mükemmeliyete ulaşmış muhteva birikimini güçlü bir şekilde yansıtmaktadır. Hacim olarak ancak küçük bir divançe oluşturan bu şiirler duygu ve düşünce bakımından oldukça gelişmiş bir sanatkâr şahsiyetinin renkli, samimî ve orijinal yansımalarını taşımaktadır. Beyitlerde ve mısralarda, büyük bir cihan devletini yöneten, doğunun padişahı olduğu kadar batının da kayzeri olmaya azmetmiş bir hükümdarın bu yüksek şahsiyetinin sanatkârlık ve söz sultanlığı ile bir kat daha güçlenmiş parıltılı akisleri de kendini hissettirmektedir. Gerek devrinin büyük şairleri ve gerekse bütün bir klâsik Türk edebiyatı şairler kadrosu içerisinde yapılacak ciddî araştırmaya dayalı bir mukayese sonucu, Şair Avnî’nin, hiç de telâffuz edildiği gibi “orta derecede bir şair” olmayıp; aksine, hayâl ve bilgi açısından çok yönlülük özelliği taşıyan üslûbu göz önünde bulundurulacak olursa, emsallerinden geri kalmayan, birinci sınıf sanatkârlar arasında sayılabileceği söylenebilir.”
Hayatını İslâm’a adayan ve İslâm’a hizmet etmekte sınır tanımayan Fatih Sultan Mehmed’in şöhret olmak gibi bir derdi yoktu. O, zaten Osmanlı gibi bir cihan devletinin tahtında oturuyordu. Bu açıdan baktığımızda kendisi fazlasıyla şöhret sahibiydi. Gayesi para, pul, makam, intikam ve şöhret değildi. Fatih’in şiir yazmaktaki gayesi ilâhî hakikatleri etkili bir biçimde ifade ederek gönüllere nakşetmekti. Zira İ’lâ-yı Kelimetullah’ı yeryüzüne yaymak onun en büyük emeliydi. Hocası Akşemseddin onu bu hususta mükemmel bir şekilde yetiştirmişti. O da hocalarından aldığı üstün terbiyeyle bu gaye uğrunda nefes tüketmiştir.