enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Büyük Adam

18.09.2025 11:53
0
A+
A-

Yıllar önce “Büyük Adam” başlıklı bir öykü okumuştum. Bu öykü, Recai zade Ekrem Beyin miydi, bir başkasının mıydı, kesin olarak anımsayamıyorum.

Öyküde, halkın “Büyük Adam” olarak nitelediği zat, her sabah aynı saatte evinden çıkar, aynı yoldan yürür, kimseye takılmadan bilmedikleri bir yere doğru ilerler.

Büyük Adam; güzel giyinir, saçlarını hep aynı biçimde tarar, selamlamanın dışında kimseyle konuşmaz.

O yıllarda Saat kullanmak pek yaygın değildir. Çokları saati, adını “Büyük Adam” taktıkları kişinin evinden çıktığı saatten anlar. Çünkü Büyük adam, her gün aynı saatte çıkar, aynı yolu izler ama nereye gittiğini kimse bilmez. Büyük Adamın yolu bir gün, bir bakkala düşer. Bakkal, kendisine gelen resmi bir yazıya pek anlam veremez. Şimdi danışacağı kişi, Büyük Adam, ayağına gelmiştir. Yazıyı büyük adamın okuyarak kendisini aydınlatmasını ister. Aldığı yanıt bakkalı şaşırtır. Çünkü Büyük adam, okuma-yazma bilmediğini söyler.

Günümüzde okuma-yazma bilmeyen çok az kalmıştır. Ama halkın nazarında, çok bilgili sanılan adamlar vardır. Bilginin, görgünün, nezaketin ölçüsü ne mevki ile ölçülür, ne makamla, ne de giyim kuşamla.

Ya neyle ölçülür büyüklük?

Yalnızca giyimiyle, kuşamıyla, parasıyla, puluyla, konuşmalarıyla, tartışmalarıyla, ortaya attığı fikirlerle ve eserleriyle ölçülür insanların büyüklüğü.

Ziya Paşa da öğle demiyor mu?

“Bed -asla necâbet mi verir hiç üniforma

Zerduz palan vursan eşek yine eşektir”

Bir örnek:

Yıl 1957. Özel idarede, halkın Halil Ağa diye adlandırdığı Halil Korkut ağabeyle aynı odayı paylaşıyoruz.

Halil Ağa orta öğrenimden sonra okuyamamış. Kendini tarihe vermiş. Bir gün, Halil Ağabeyle tarihi bir konuyu tartışırken odaya, lacivert elbiseli, siya ayakkabılı, kravatlı, parlayan saçlarını düz olarak arkaya taramış bir beyefendi geldi. Dedi ki; “Benim işim Hususi Muhasebe ileydi, ama Kaymakam Bey Özel İdareye havale etti.” Önce bilgisini tamamladık. Hususi Muhasebenin yeni adının Özel İdare olduğunu söyledik.

O Beyefendi öğretmenmiş. Tarih konusunu tartışırken sözü aldı ve anlatmaya başladı. Arada bir yanlışlarını düzeltmek istedim Halil Ağabey eliyle “Sus” işareti yaptı. Sustum. Öğretmen olduğunu söyleyen beyefendi yalan-yanlış anlatmayı sürdürdü.

Halil Ağabey, “Hocam bitti mi?” diye sordu. “Bitti” yanıtını alınca anlamaya başladı. Öğretmenin ağzı açık kaldı, mahcubiyet içinde çekip gitti.

Öğretmen hiç konuşmasa, mesleğini de söylemese güzel giyimli, belki de birçok konunda bilgi sahibi biri olduğunun düşünebilirdik.

Konuşunca, hiçbir şey olmadığı ortaya çıktı.

Not:

Necabet: Soyluluk, dinden gelen soyluluk

Zerduz Palan: altından palan

Yazarın Diğer Yazıları
07.02.2024 14:22
05.10.2023 14:17
16.03.2023 14:31
01.08.2024 15:03
16.05.2023 15:01
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.