İsmail Hakkı Bursevî’nin felsefî çerçevede akıl ve din tasavvuru
Hayatını düşünme ve yazma üzerinde temellendiren İsmail Hakkı Bursevî’nin İslâm’dan ve onun temel kitabı olan Kur’an-ı Kerim’den beslenen kendine has bir düşünce dünyası vardır. O, görüş ve tenkitlerinde genel anlamda geleneğin dışına çıkmaz. O; sufi gelenekten gelen, dinî duyarlılığı (hassasiyetleri) üst düzeyde olan bir İslâm âlimidir. O da tıpkı Gazâlî gibi aklın ilâhiyat sahasında herhangi bir otoriteye sahip olamayacağını vurgular. Yani onun gözünde akıl, dinî ilimler alanında herhangi bir belirleme gücüne sahip değildir. Ona göre akıl, meseleleri anlamada zayıftır. Onun içindir ki akla tabi olmayı ev hanımına veya hizmetçiye tabi olmaya benzetir. O, akıl temeline oturtulmaya çalışılan dinin neticede harap olacağı kanaatindedir. Zira hakikate varmada akıl yolda kalmaya mahkumdur. Akıl insanı tek başına doğru yola iletmekten acizdir. Zira akıl gözü, birçok şeyi puslu görür.
Bursevî, bütün meselelere özellikle ve öncelikle dinî perspektiften bakma yolunu tercih etmiştir. Yani hadiselere bakışında temel kriteri din olmuştur. O, yaşayışı bilginin önüne koyarak önceler. Ona göre faydalı olanla faydasız olanın ölçüsü dindir. Yani dine uygun olan yararlı, dine uygun olmayan zararlıdır. O, faydasız ilimle uğraşmayı kerih, kendi tabiriyle “isrâf-ı ömr” olarak görmüştür. Sırf bu yüzden bir kısım çağdaşlarını yermiştir. Ona göre marifet, kerametten çok daha üstündür; keramet velâyet için şart değildir.
Bursevî’ye göre marifet, eşyanın mânâda yok olmuş hâlidir. Marifet kişinin kendi nefsini bilmesi, dolayısıyla da Rabbini bilmesidir. Ona göre ârif, kendi nefsini bilen, yani hakîkatine eren ve bu yolla Hakk’ın zâtı, sıfatları, isimleri ve fiillerinin sırlarına vâkıf olandır. Yani arif, Allah’ın dışındaki şeylerden kendisini soyutlamış kişidir. Arif daima halk içinde Hak’la beraberdir. Kendini dünyadan ve onun içindekilerden soyutlamıştır, onlara hiçbir şekilde iltifat etmemiş, onlardan daima uzak durmuştur. Böylece mânâ âleminde yaşamıştır.
Celvetî şeyhi İsmail Hakkı Bursevî, tasavvuf düşüncesi bakımından sünnî anlayışını benimsemiştir. Bursevî, bütün ömrünü camilerde vaaz etmekle, nasihatlerde bulunmakla, yazmakla ve eserleri vasıtasıyla insanları irşat etmekle verimli bir şekilde geçirmiştir.
Arkasında eser bırakanlar maddeden aramızdan ayrılsalar da manen yaşamaya devam ederler. Mutasavvıf şair ve mütefekkir İsmail Hakkı Bursevî, eserleri vasıtasıyla bugün de aramızda yaşamakta, o eskimeyen düşünceleriyle insanları irşat etmeye devam etmektedir.
İslâm dünyasının en nadide şahsiyetleri arasında yer alan İsmail Hakkı Bursevî,1725 yılında Bursa’da vefat etmiştir. Kendi imkânlarıyla Tuzpazarı’nda yaptırdığı caminin kıble tarafında bulunan hazîreye defnedilmiştir. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.