Ulusal bayramlarımızın kutlanma tarzından da biliyoruz. Yerel de olsa, genel de olsa, Bayramların kutlanması, yalnızca düzenleyenlere bırakılmaz. Bu kentte yaşayan herkesin el atması gerekir. Önce görev bölümü yapılır. Kimler, kimleri, nasıl harekete geçirecek, uygulanacak yöntemler ne olacak, o saptanır.
Bizde yapılan ne?
Birileri bir şeyler yapsın biz de izleyelim. Elimizi soğuktan sıcağa sokmayalım. Bayram diye yapılanlar hoşumuza gitmezse eleştirelim.
Bayram izlemek, sinema izlemek, tiyatro izlemek, futbol izlemek gibi değildir. Bayramı değerli kılmak için, herkes varlığını ortaya koyacak. Hareket olarak bir şey yapamıyorsa, nasıl yapılması gerektiği konusunda düşüncelerini açıklayacak.
Herkes, kendisine bir görev verilmemiş olsa da, kendi kendine “Ben ne yapabilirim” diye soracak.
Bu yıl, Kuşburnu, Pestil, Kültür ve Turizm Şenliği çocuk ağırlıklı yapılıyor. Bayram kutlamalarına dün başlandı, Bugün ikinci gün. Programda ne varsa yarın ve öbür gün de uygulanacak.
Bayram günleri süresince, kimlerin ne yaptığını, ya da ne yapması gerektiği halde yapmadığını göreceğiz.
Başkaları uğraşsın, biz izleyelim düşüncesi geçerli bir düşünce tarzı değildir.
Bayram sonrası, birileri yalnız olumsuzluklar üzerinde duruyorsa, ona sormak gerekir, “Sen ne yaptın?” Önce ne yaptığını söyle, ondan sonra eleştir. Hiçbir şey yapmadıysan eleştirmeye hakkın yok.
Eleştirmek, tek yanlı bir eylem değildir.
Ya nedir?
Yapılanın iyi ve iyi olmayan yanlarını ortaya koymak, kararın izleyicilere bırakmaktır.
Biz, eleştiriyi yalnız olumsuzlukları dile getirmek sanırız. O nedenle de, hiçbir konuda ileri gidemeyiz.
Çünkü hep almaya odaklanmışız, vermeğe değil.
Veren elin, alan elden daha üstün olduğunu dinimiz de öğütlemektedir.
Toplumca ortaya bir şey koyuyorsak, bu toplumun bireyleri olarak, bizim ne yaptığımızı sorgulamamız lazım.
“Yumurta piş, ağzıma düş” devri ç oktan kapandı. Kutladığımız bu bayramda da, kimlerin ne yaptığını ya da yapması gerektiği halde yapmadığını görüyoruz.
Her hareketi birilerinden bekliyorsak, yanılırız. Bir elden ses çıkmaz. O nedenle: “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” özlü sözünü ortaya koymuşuz.