Tarık bin Ziyad’dan Gırnata Hükümetine Yahut Avrupa’da Endülüs’ün Seyri
Endülüs İslâm medeniyeti, 711’deki fethinden 1492’deki çöküşüne kadar 881 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. İslâm ordusu bu toprakları fethederek burada görkemli ve muasır bir medeniyet kurmayı başarmıştır. Bu köklü medeniyet, düşmanların tüm müdahalelerine ve siyasî oyunlarına rağmen yaklaşık sekiz asır hayatta ve ayakta kalmayı başarmıştır. Avrupa’nın mühim bir parçası olan İspanya’nın (özelde söylemek gerekirse Endülüs’ün) Müslümanlar tarafından fethi, Müslümanlar için Avrupa’ya açılan hayırlı ve bereketli bir kapı olmuştur. Böylece fetihler Asya ve Afrika dışına taşırılarak fetih ruhu canlı tutulmuştur. Bunun yanında bu fetihle birlikte Müslümanlar Avrupa’nın bir parçası olmuştur.
Endülüs, 711 yılında Emevî Devleti komutanlarından Kuzey Afrika Valisi Musa bin Nusayr ve Tarık bin Ziyad’ın gösterdiği üstün gayretlerle hayat bulmuştur. Musa bin Nusayr’ın fetih sonrası Tarık bin Ziyad’la İspanya’dan ayrılışı sırasında oğlu Abdülaziz’i Endülüs’e vali olarak bırakmasıyla başlayan Valiler Dönemi (714-756)’nde Endülüs’te yeni bir toplum nizamı oluşmuştur. Endülüs, doğudaki Emevî Devleti’nin bir vilayeti olarak idare edilmiştir. Emevî Devleti’nin yıkılması neticesinde Abdurrahman bin Muaviye, Endülüs Emevî Devleti (756-1031)’ni kurmuştur. Bu dönem Endülüs’ün en parlak medeniyet seviyesine ulaştığı dönemdir. İhsan Süreyya Sırma’nın “Ah Endülüs” adlı eserinde de belirttiği gibi “Dönemin sonuna yaklaşıldığında Kuzey Afrika’dan gelen Berber Müslümanlar, kendilerine daha önce zulmedildiğini ileri sürerek Endülüs Emîri el-Mueyyed Hişam’ı öldürürler. Hişam sonrasında iktidara gelenler, makamlarını koruyamadıkları gibi Müslümanlar arasında asırlarca sürecek olan taht kavgalarının başlamasına sebep olurlar.”
Endülüs Emevî Devleti’nin yıkılmasından sonra başlayan Mülûküt-Tavâif (Beylikler) döneminde, parçalanma sürecine giren Endülüs merkezi idaresi, başkent Kurtuba dışındaki bölgelerde hakimiyetini kaybetmiştir. Endülüs’te emirlikler ortaya çıkmıştır. Zamanla Müslüman emirlerin kendi aralarında ihtilâflarını fırsata çeviren Kastilla Krallığı; Tuleytula, Kulumriye gibi önemli şehirleri Müslümanların elinden alarak Endülüs coğrafyasının dışında bırakmıştır. XIII. yüzyılın ikinci çeyreğinde Gırnata, Mâleka ve Cebel-i Tarık dışında tüm Endülüs toprakları Müslümanlardan alınarak Hıristiyanların hâkimiyeti altına girmiştir.
Kurulan emirlikleri iyice kıskaca alan Hıristiyan güçlere karşı koyabilmek için Endülüs Müslümanları, bir Kuzey Afrika ülkesi olan Murâbıtlar’dan yardım istemiştir. Böylelikle Endülüs’te Murâbıtlar Dönemi (1090-1147) başlamıştır. Endülüs Müslümanları, Murâbıt devletinin yıkılmasından sonra Hıristiyan baskılarına karşı koyabilmek için Muvahhidler’den yardım istemiş, böylece Endülüs’te Muvahhidler dönemi (1147-1238) başlamıştır. Muvahhidlerin Endülüs’ü savunmada yetersiz kalmaları nedeniyle, ülkedeki parçalanmalar artmış, böylece Endülüs’ün son dönemi olan Gırnata Hükümeti (1238-1492) dönemi başlamıştır. Bu dönemde süren taht kavgaları ile çok sayıda emir ülkeyi yönetmek için tahta geçmiştir. Bu devlet yöneticilerinin arasında basiretli idarecilerin olmaması Endülüs’ün sonunu getirmiştir. Bu da Avrupa topraklarında filizlenen kadim bir medeniyetin sonu olmuştur. Müslümanların elinde kalan topraklarda Nasriler/Ahmeriler Devleti (1232-1492) kurulmuş, bu devlet 250 yıl ayakta kalabilmiştir. 1492 yılına gelindiğinde ise Gırnata’nın düşmesiyle Endülüs topraklarındaki Müslüman hâkimiyeti de tamamen sona ermiştir.