İstanbul’da aşı karşıtları, Maltepe’de yapacakları toplantı için Kaymakamdan izin talebinde bulundular. Kaymakam izin vermedi. İstanbul valisine başvurdular. Vali izin verdi. 3000 kadar kişi bir araya gelerek, aşı olmak istemediklerini, aşıya inanmadıklarını, kendilerini aşı olmaya kimsenin zorlayamayacaklarını bildirdiler.
Gazetecilerden Abdurrahman Dilipak da aşı karşıtı olarak bir konuşma yaptı.
Buraya kadar, aşı karşıtlığı toplantısı ile ilgili haberi sundum. Bundan sonra da aşı ile ilgili düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım.
Bilim adamlarının söylediklerine göre, Koronavirüs tehlikeli bir hastalığın öncüsü. Tek kurtuluş yolunun da aşı olmaktan geçtiği, yine bilim adamlarının önerisi.
Bizim gibi, bu konuda gerekli eğitimi olmayan insanların bilim adamlarının söylediklerine uymaktan başka bir dayanağı yoktur.
Yeryüzündeki yaklaşık 200 devlet, aşı bulmak ve aşı olmak için boşuna mı çaba harcadı? Milyonlarca harcamayı, 7,5 milyar insanın yaşadığı dünyamızda, koronavirüsten ölümleri azaltmak için boşuna mı yaptı?
Aşı karşıtları, akla, hayale sığmayan saçmalıkları ileri sürerek aşı olmamakta, aşı olmak isteyenleri caydırma gayretinin içine girdiler.
Aşı karşıtları, 83 milyonluk Türkiye’de çok küçük bir azınlık. Ama, İstanbul valiliğinin aşı karşıtlarına miting yapma izni vermesi, aşı karşıtlığı kadar yanlış ve yanlış olduğu kadar da düşündürücü.
Yaşamak istemeyen kimse, kendi canına kıyabilir. Ama aşı olmamakla, olası bir koronavirüsü başkalarına bulaştırmaya, bu nedenle başkalarının hastalanmasına, ölmesine zemin hazırlamasına hakkı var mıdır?
Biz, devletin bu konuda yaptırım uygulamasını beklerken, devletin İstanbul’daki temsilcisi aşı karşıtlarının miting yapmasına ve insanların kafasını bulandırmasına izin veriyor! Anlaşılır gibi değil.
İşçiler, memurlar, öğretmenler, esnaflar kendilerine yapılan haksızlığı ya da pahalılığı dile getirmek için toplantı yapmak istese, izin vermiyorlar. Ama ülkenin önemli bir kesimine Koronavirüs aşısı bulaştırmak isteyenlere izin veriyorlar.
3000’e yakın aşı karşıtı maskesiz, mesafeye uymadan, balık istifi gibi bir araya geldi, devletin güvenlik güçleri de (Besbelli kendilerine verilen bir emir gereği) seslerini çıkarmadılar.
Bireylerin hata işlemelerine bir şey diyemeyiz ama, devletin işlenen hataya izin vermesini anlayamıyoruz!
Anlayan varsa, beri gelsin.