enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Anlayışlı Bir Eş Olmak Ama Nasıl?-3

24.06.2026 11:18
0
A+
A-

İyi bir hanım (eş) olmak için kocanın yemeğini yapmak, elbiselerini ütülemek, evin temizliğini yapmak, bulaşıkları yıkamak, çocuklara bakmak, evin giderlerini karşılamak için iş güç sahibi olmak asla yetmez. Kadın ilk fırsatta her şeyden şikâyet ediyorsa, sürekli bir dargın bir barışık hâldeyse (sürekli küsüyorsa), dolayısıyla da partnerini anlamıyorsa, yaptığı her işi başa kakıyorsa, ağzından bir çift güzel söz çıkmıyorsa onun yaptığı işlerin hiçbir anlam ve önemi yoktur. Zira bunları bir hizmetçi tutarak da yapabilirsiniz. Zaten hizmetçiyle eşin farkı da budur. Eş olma rolüyle hizmetçilik rolünü birbirine karıştırmamak gerekir.  Eş olmak paylaşabilmektir, eş olmak seni seviyorum derken gözlerinin içinin parlamasıdır, eş olmak sevginin tutku derecesine varmış hâlidir; beklentisiz sevginin bir çeşit “nirvanası”dır.

Eşinizin karnını doyurduğunuzda değil, gönlünü doyurduğunuzda sorumlu bir eş olursunuz. Eşinizin elbisesini ütüledikten sonra kafasını da ütülerseniz bu yaptığınız hiçbir kıymet kesbetmez. Ev arkadaşıyla eşin farkı, eşlerin kalplerini birbirlerine ardına kadar açmış olmalarıdır. Tabir caizse birbirlerine katı gümrük kuralları uygulamamalarıdır.

Evlilikte duygusal (psikolojik) ihtiyaçları görmezden gelmemeliyiz.

Evlilikte, bir erkek için söylemek gerekirse, kişinin eşini dövmemesi, sövmemesi, kumar ve içki içmemesi onun iyi bir koca olduğunu asla göstermez. Bunlar birliktelik için değerli davranışlar olsa da, evlilik için tek başına yeterli değildir. Bunların yanında her durumda eşini anlamak (empati yapmak),  dinlemek ve sevgisini bakışlarında hissettirmek gibi bundan çok daha önemli, etkileyici, onarıcı ve kalıcı  şeyler de vardır. Kişi eğer bunları hakkıyla ve lâyıkıyla yapmıyorsa evdeki hanımın bir hizmetçiden ne farkı olabilir ki?

Evlilikte her şeye yeme, içme ve giyinme perspektifinden bakmak doğru değildir. Duygusal (psikolojik) ihtiyaçları da görmezden gelmemeliyiz. Sevgi duygusal ihtiyaçların başında gelmektedir. Katıksız saf sevgi, saygı, hoşgörü ve muhabbet evliliği besler, büyütür ve güçlü kılar. “Sevmezsem evlenmezdim.” deyip sevgimizi küçük jestlerle hatırlatmamak evlilik bağlarının zaman içerisinde zayıflamasına neden olur. Bu da duygusal boşlukların büyüyerek adeta devasa bir kara deliğe dönüşmesini beraberinde getirir. Bu durum çocukların hayatımıza girmesiyle, ilginin onlara kaymasıyla daha çok kendini göstermektedir.

Evlilikte iyi bir eş bu dünyadaki en huzurlu ve güvenli sığınaktır. Güven temeline oturtulan evlilikler öyle kolay kolay sarsılmazlar. Çünkü güven duvarı şüpheyi önler.

Bazı insanlar vardır ki kendilerine insanlık penceresinden baktığınızda iyiliklerini saymakla bitiremezsiniz. Fakat gelin görün ki bunların önemli bir kısmı evliliklerini yürütmede, insanlıkları kadar başarılı değillerdir. Bu gibi durumlarda seçici olmak gerekir.

Modernitenin dayattığı hayat anlayışı evliliklerin önündeki en büyük engeldir.

Bugün evliliklerin sürdürülebilir olmasının önündeki en büyük engel, insan türünün bireyselleşmesi ve bizi biz yapan kadim insanî değerlerin aşınmasıdır. Bu maalesef bu çağın hastalıklı felsefesi olan modernitenin bize dayattığı acı bir reçetedir. Kendinden başkasını önemsemeyen, diğerkâmlık duygusunu tatmayan, sorumluluk duygusu nedir bilmeyen, canının istediği gibi hareket eden, başıboşluğu özgürlük zanneden, fedakârlık meziyetlerini ve dürtülerini topyekûn kaybeden insanlar ne yazık ki evlilik müessesesini yürütemiyorlar.

Bugün insanlar iyi insan olmakla başarılı insan olmak arasındaki tercihlerini ne yazık ki başarılı (kariyerli) insan olmaktan yana kullanmaktadır. Bu da evlilik yaşının uzamasını, hatta evliliğin gerekli olup olmamasının tartışılmasını beraberinde getirmiştir. Tek hedefi kariyer olan insanlar da aile sığınağından yoksun, mutsuz insan tipini doğurmuştur. Böylece toplumda huzursuz ve endişeli yüzlerle karşılaşmak sıradanlaşmıştır. Oysa her ikisini de bir arada götürmek mümkün olduğu halde aile kurumu bu yanlış tercihten büyük yara almıştır.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.