Eğer, aylık geliriniz 23.256.00 TL. olan açlık sınırının altında ise, bozdurun, bozdurun harcayın.
Sizin sabah kahvaltınız; bir kuru ekmek, ücret ödemeden içilen bir bardak su ve tuzsuz, yağsız dedikleri 100 gramlık lor. Bunu bulabiliyorsanız, Allaha şükredin. Zaten, yoksullar zenginlerden 500 yıl önce cennete gidecekmiş. Daha ne istiyorsunuz Allahtan.
Nedense; ölüm ötesi için fakirliği mutluluk gibi öğütleyenlerin hiç biri, varlıklarının eksilmesini istemiyorlar. Peygamber ve ashabından hiç biri öte dünyaya büyük servetleriyle gitmedi. Ölmeden önce o servetlerini yoksullarla paylaştılar. Demek ki, bizde, fakirliği özendirmek isteyenlerin hiç biri ahiret yaşamını ciddiye almıyor.
Ciddiye alsalar; ülkenin ormanlarını, zeytinliklerini, tarım alanlarını, SİT alalarını, halkın denizle bulaşmasını sağlayan kıyılarını yağma etmeye kalkışırlar mı?
Sanırım 1970’li yıllardı. Avukat (Gümüşhane-Bayburt Baro Başkanı, eski parlamenter Gazetemiz Kuşakkaya’nın başyazarı) Necati Akagün’le, gazetemizde ara ara halk şiiri tarzında hece ile yazılmış şiirleri yayınlanan Abdurrahman Yazıcı’nın zamanın iktidarını eleştiren yazı ve şiirleri nedeniyle ilimiz dışından bir kurum benden bilgi istedi.
Her ikisinin de, komünizm le ilgilerinin olup olmadığı araştırılıyordu.
Araştırmalarında bir sakınca yoktu. Şair Abdurrahman Yazıcı ilkokul mezunuydu. Bir kurumda hizmetli olarak çalışıyordu. Necati Akagün 1940’lı yıllardan önce Hukuk Fakültesini bitirmiş, askerliği ile birlikte bir süre hâkimlik, savcılık yapmış, yaşamını avukat olarak sürdüren, neyin ne olduğunu çok iyi bilen kültürlü bir insandı.
O zaman bu kuşku niye?
Bir şiirdeki bir dizeden, bir yazıdaki bir cümleden, üstüyle, altıyla irtibatını keserek ele alır; ona yön vermeğe kalkışırsanız, istediğiniz anlamı yükleyebilirsiniz. Benden istenen bilgiyi bu şekilde ifade etmiştim.
İfade tarzım dikkatlerini çekmiş olmalı ki, bir yetkili Gümüşhane’ye geldi, tanıştık, konuştuk. Aklı başında, mantıklı, eğitimli birisiydi. Araştırmalarının bir kuşkuyu gidermenin ötesinde bir amaçlarının olmadığını belirtti. Anlaştık ve ayrılıp gitti.
Bunları niye yazıyorum?
Açlık sınırıyla, yoksulluk sınırının yarısıyla, insanların geçinemeyeceğini elbette yetkililer de biliyorlar. Bu ülkenin insanlarının düşmanı değiller.
Ülke çapında sızlanmaların artması kendileri için sıkıntı olabilir diye, onları manevi yönden teskin etmeğe çalışıyorlar.
Yoksulları cennetle müjdelemelerinin nedeni bu.