Ölüm nihai kaderimizdir.
Ölüm nihai kaderimizdir. Tüm insanlar bu ölüm durağına uğramak zorundadır. Öyle veya böyle muhakkak bir gün ölüm yolcusu olacağız. Nitekim Cenab-ı Hakk, Nisa Suresi’nde şöyle buyuruyor: “Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile.” (Nisa Suresi, 78. Ayet)
Peygamberimizin deyimiyle, “Dünya ahiretin tarlasıdır.”
Dünya bir mezradır. Peygamberimizin deyimiyle, “Dünya ahiretin tarlasıdır.” Bu tarlaya ne ekersek onu biçeceğiz. Hiç kimse ebediyen kalmayacaktır bu fani âlemde. Rabbimiz bu hakikati Enbiya Suresi’nde şöyle zikrediyor: “Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacaklar?… Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya Suresi, Ayet: 34–35).
İnsanlar ölümü düşünmemek için eğlence ve zevk âlemine sığınıyorlar.
İnsanlar ölümü düşünmemek için eğlence ve zevk âlemine sığınıyorlar. Oysa gerçeklerden kaçılmaz. Ölümden ne kadar kaçarsanız kaçın, o sizi takip edecektir. Âlemlerin Rabbi Allahü Tealâ bu konuda şu çarpıcı ifadeleri zikrediyor: “De ki: Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)’a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma Suresi, 8. Ayet)Bu ayet-i kerimeler ölüm konusunda çok hassas olmamız gerektiğini hatırlatıyor bize. Her an hazırlıklı olmalıyız ölüme…
Ölüm insanlık tarihi boyunca güncelliğini hep muhafaza etmiştir.
Ölüm insanlık tarihi boyunca güncelliğini hep muhafaza etmiştir. Bundan sonra da güncel olmaya devam edecektir. Çünkü ölüm ölmüyor. Melekü’l-mevt daima canları kabzetmekle meşgul… Azrail ruhları ölümsüzlüğe taşıyor. Daha doğrusu ölümsüzlük diyarına bilet kesiyor. Hepimiz bu gişeye er geç uğrayacağız. Bu gişeye giden yollar çok değişiktir. Fakat bütün yollar ölüm kavşağına varır. Ölüm vakti gizlidir; iyi ki de öyledir. Bu an gizli olmasaydı, insanlar korku ve telaş içinde yaşarlardı. Sebepler ölümü sevimli kılıyor.
Dünyadaki sayılı nefeslerini tüketen faniler, bu buyruğa uyarak tebdil-i mekân etmektedir.
Rabbimiz yüce Kur’an-ı Kerim’de “Külli nefsin zâikatü’l-mevt”, yani “Her nefis ölümü tadacaktır.”(Âl-i İmran: 3/185; Enbiyâ: 21/35; Ankebut: 29/57) buyurmaktadır. Dünyadaki sayılı nefeslerini tüketen faniler, bu buyruğa uyarak tebdil-i mekân etmektedir.
Türk edebiyatına onlarca şair bahşeden bereketli vatan toprağıdır Kahramanmaraş.
Türk edebiyatına onlarca kıymetli şair bahşeden bereketli vatan toprağıdır Kahramanmaraş. Karacaoğlan’dan Kuddusî’ye, Necip Fazıl’dan Cahit Zarifoğlu’na, Hayati Vasfi Taşyürek’ten Ozan Mahzunî Şerif’e, Nuri Pakdil’den Erdem Bayazıt’a, Bahaettin Karakoç’tan Abdurrahim Karakoç’a, Alaeddin Özdenören’den Rasim Özdenören’e, Osman Sarı’dan Ali Akbaş’a kadar onlarca kıymetli şair ve yazar yetiştirmiştir bu şirin ilimiz.