Başlıktaki sistem, devlete ait bazı yatırımların, yerle ve yabancı özel firmalar tarafından yapılarak, anlaşıldığı süre kadar işletildikten sonra, devredilmesidir.
Ne v ar ki, son yıllarda sözünü ettiğim sistemle yapılan yatırımlar, devletimize yarardan çok zarar getirmektedir.
Bir örnek verelim dilerseniz. Kütahya Hava alanı bir firma tarafından yapıldı. Kütahya’nın yanı sıra iki il daha yararlanacaktı bu hava alanından.
Firmaya, yılda bir buçuk insanın hava alanından başka mekânlara yolculuk yapılabileceği teminatını vermişler.
Bir yıl sonra Kütahya hava alanından sadece 7 bin kişinin yolculuk ettiği saptanmış.
Geriye kalan 1 milyon 4393 bin kişinin yolculuk bedelin, firmaya düşen payını kim ödeyecek?
Halk ödeyecek, sen, ben herkes.
Çanakkale boğazının bir yerinde yine bir firma “Yap, İşlet, Devret” sistemiyle köprü yapıyor.
Çanakkale’den günlük 45 bin sürücünün köprüden geçeceği ön görülmüş.
Kaç sürücü geçen o köprüden?
Tahmin edilen sayının yüzde 1’i
Kalanının kim ödeyecek?
Türk halkı ödeyecek.
Pek çok köprüler, limanlar Hastaneler de hep bu sistemle belirlenen firmalara veriliydi, onlar yaptı.
Hizmetten yararlanacakların sayısı öğlesine uçuk tahminlerle yapılıyor ki, akıl alır gibi değil.
Sözde, o yatırımlar yapılarken devletten bütçesinden bir kuruş para çıkmıyor ama halkın cebinden çıkıyor o uçuk tahminlerin bedeli.
Kim kazanıyor?
Ülkeyi yönetenlerin belirlediği firmalar.
“Yap, İşlet Devret” sisteminin hali, pürmelali bu.