Yazının başlığı, Şevket Süreyya Aydemir’in, Atatürk’ü anlatan eserlerinden birinin adıdır. Daha sonra “İKİNCİ ADAM” olarak İsmet İnönü’yü de yazmıştır ama Atatürk için TEK ADAM ifadesini kullanmasının bir anlamı vardır. Hiç kimseyi Atatürk’le kıyaslayamazsınız. Atatürk’ü (hıyanet edenlerin dışında) yalnız bizim ülkemiz değil, adam tanıyan, adam kadri bilen dünya tanımıştır.
Dünya da, Atatürk’ten çok adına eser yazılan ikinci bir adam gösteremezsiniz.
Yaklaşık 200 bağımsız ülke bulunan dünyamızda, ülkesine büyük yararlılıklar gösteren, geriye hiçbir varlık bırakmadan, malını, mülkünü her şeyini ülkesine bırakıp giden ikinci bir devlet adamı yoktur.
Atatürk’ün çocukları yoktu, ama evlenip ayrıldığı eşi vardı, kardeşleri vardı, hiç birini esirgeme, kayırma gibi bir farklılık göstermedi.
29 Ocak 1923 tarihi ile 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında Mustafa Kemal ile 2,5 yıl evli kalan Latife Hanım ayrıldıktan sonra “Uşşakî” soyadını almıştır.
İyi bir eğitim almış olan, birden çok dil bilen Latife Hanım, evliliğin bitirilmesinin ardından, aracılar vasıtasıyla Mustafa Kemal’den, yurt dışında kendisine bir görev verilmesini talep etmiş, Atatürk, kendi yakınlarıyla Latife Hanıma bir haber göndererek, kendisini kırmadan, incitmeden, yakınlarına böğle bir avantaj sağlamanın doğru olmayacağını iletmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ü bu yönüyle de değerlendirmek gerekir.
Atatürk’ün bu hareketi bize, Amerika Başkanlarından George Washington’un davranışını anımsattı.
Başkandan, bir yakınının işe alınmasını istemişler. Washington da onlara, “Amerika halkı bana ailemi kayırmam için değil, herkese eşit davranmam için yetki verdi” demiş.
Atatürk bir yakın arkadaşını bile bir yolsuzluk işine adı karıştığı için kayırmamış, cezasının çekmesine müdahale etmemiştir.
Ne acıdır ki, bize göre, yalnız Türkiye de değil, dünyada TEK ADAM olan Atatürk’ü, kendi kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisine giren birisi tarafından fütursuzca eleştiren bir zavallıya gerekli yanıt verilmemiştir. Atatürk’e yapılan bu hakaretin iler tutar bir yanı yoktur.
Dünyanın nereye gittiği belli de, bizim nereye gittiğimizin belli değildir.
Eşsiz bir komutan, büyük bir devlet adamı, ülkemizi yaptığı fabrikalarla (uçak fabrikası da dahil); dilde, yazıda, kıyafette, uygarlığın getirdiği her yenilikte, çağdaş ülkeler seviyesine çıkaran Atatürk gibi büyük bir insana yapılanlara sessiz kalınması, sizleri bilmem ama beni büyük bir kaygıya sevk etmektedir.
Ne var ki, yeni yetişen gençlerden umutluyum. Atatürk’ü örnek almayı sürdüreceklerine inanıyorum.
Tek umudum budur.