Osmanlı Devleti’nin modern mimariye sahip ilk sarayı Dolmabahçe Sarayı’dır.
Altı asrı aşkın bir süre içerisinde dünyaya adalet dağıtan, vicdan ve merhamet çerçevesinde hareket eden Osmanlı Devleti önce Bursa’dan, daha sonra da Edirne ve İstanbul’dan idare edilmiştir. Bu süreçte yönetim merkezlerinin belli başlı saraylar olduğunu görüyoruz. İstanbul özelinde başta Topkapı Sarayı olmak üzere Yıldız Sarayı, Beylerbeyi Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı bu mekânlardan birkaçıdır.
Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yapılan ve modern mimarî esintilerini yansıtan bir görünüme sahip olan saray Dolmabahçe Sarayı’dır. Bu saray Devlet-i Aliyye’nin İstanbul’daki üçüncü yönetim merkezidir. (Diğerleri Topkapı ve Yıldız saraylarıdır.)
Malum olduğu üzere 19. yüzyıl, dünya genelinde değişim ve dönüşümün başladığı yenilikçi bir yüzyıl olmuştur. Osmanlı da bu değişim ve dönüşüme uyarak modern çizgileriyle dikkat çeken Dolmabahçe Sarayı’nı yönetim merkezi olarak tercih etti. Abdülmecid’in yaptırdığı bu eser, Osmanlı’nın modernleşmeye ayak uydurduğu bir saray olarak dikkat çeker.
Dolmabahçe Sarayı’nın fiili açılışı 7 Haziran 1856 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Dolmabahçe Sarayı’nın içinde bulunduğu Boğaziçi’ndeki bu kıymetli alan, antik çağlardan beri gemilerin demir attığı doğal bir limandı. Burası İstanbul’un Fatih’i II. Mehmed’in İstanbul’u fethi sırasında gemilerini karadan yürüterek Haliç’e indirdiği yer olarak da kabul edilir. Bu alan Osmanlı zamanında Kaptan-ı Derya’nın donanma gemilerini demirledikleri ve geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bir koy olarak da bilinir. Boğazın bütün güzelliklerini yansıtan bu koy, 17. yüzyılda doldurularak uzun bir süre padişahların hasbahçesi olarak kullanılmıştır. 19. yüzyıla kadar bu hasbahçe içinde yaptırılan ahşap köşk ve kasırlar topluluğu Beşiktaş Sahil Sarayı olarak adlandırılmıştır. Dolmabahçe Sarayı ifadesi daha çok Sultan II. Abdülhamit zamanında kullanılmaya başlanmıştır.
İşlevsiz hâle gelen Beşiktaş Sahil Sarayı yıktırılarak yerine 31. Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından Dolmabahçe Sarayı yaptırılmıştır. Bugünkü Dolmabahçe Sarayı’nın inşasına 13 Haziran 1843 tarihinde başlanmış, çevre duvarlarının tamamlanması ile birlikte fiili açılışı 7 Haziran 1856 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Dolmabahçe Sarayı, tezyinat açısından Batı mimarisinin modern bir yansımasıdır.
Mimarî planlama açısından Türk-İslâm saray geleneğini sürdüren Dolmabahçe Sarayı, tezyinat (süsleme) açısından Batı mimarisinin modern bir yansımasıdır. Osmanlı’nın modern yüzünü yansıtan bu saray, kasırlar ve bağımsız yapılar halinde değil, bütünleşik bir yapıdadır.
İstanbul’un merkezi bir konumunda yer alan Dolmabahçe Sarayı’nın inşa sürecini Ebniye-i Hümâyûn kalfalarından (saltanat yapıları kalfaları) Karabet Balyan, Ohannes Serveryan, Nikoğos Balyan ve James William Smith; bina eminliğini 1843-1850 yılları arasında Hacı Said Ağa, bu tarihten 1856’ya kadar ise Esseyyid Ali Şahin Bey yürütmüştür.
Dolmabahçe Sarayı’nda, 1856 yılından itibaren sırasıyla; Sultan Abdülmecid (1839-1861), Sultan Abdülaziz (1861-1876), Sultan V. Murad (1876), Sultan II. Abdülhamid (1876-1909), Sultan V. Mehmed Reşad (1909-1918) ve Sultan VI. Mehmed Vahideddin (1918-1922) olmak üzere 6 padişah ile son Halife Abdülmecid (1922-1924) yaşamıştır.
Dolmabahçe Sarayı, kıyı boyunca denize paralel uzanan ana yapıdan başka, camhane, dökümhane, kuşluk, ahır gibi çeşitli amaçlara ayrılmış bölümlerden oluşmaktadır. Bu yapılar arasında, Veliahd Dairesi ile Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde eklenen Saat Kulesi ve Veliahd Dairesi’nin arka bahçesindeki Hareket Köşkleri de yer almaktadır.