İlkokulların Hayat Bilgisi derslerinde, dünyanın üçte ikisinin sularla kaplı olduğu anlatılırdı öğrencilere.
İlkokul deyince aklıma Çetin Altan’ın bir yazısı geldi. Çetin Altan diyordu ki; “Bugün, Üniversite mezunlarını ilkokul bitirme sınavına soksanız, çoğu mezun olamaz!”
Doğrudur, yanlıştır, tartışılabilir. Ancak, ilkokulda herkes için gerekli bilgiler var. Üst sınıflarda ve üniversitelerde ilkokullardaki bilgiler, çok daha kapsamlı bir şekilde aktarılıyor.
Her ne ise, konuyu dağıtmadan asıl konumuza dönelim.
Başlıkta sularımızın kirlendiğini söyledik.
Hangi sularımız kirleniyor?
Denizlerimiz, göllerimiz, ırmaklarımız, derelerimiz kirleniyor. İzmir Körfezinde, Marmara Denizinde kirlenmenin hangi boyutlara geldiğini duymayan, bilmeyen kalmadı.
Pek çok iş yerleri, fabrikalar, tesisler, kirli ve insan sağlığı için ölümcül artıklarını derelere akıtıyorlar. Dereler birleşerek ırmakları, nehirleri oluşturuyor. Nehirler de denizlere akıyor.
Derelerdeki, ırmaklardaki kirli sularla, tarlalardaki bitkiler, bahçelerdeki meyve ağaçları, sebzeler sulanıyor. Hayvanlarımız o kirli suları içiyor. İnsanlar o kirli sularla yetişen sebzeleri yiyor. Her ne kadar da sebzeler yıkanıyorlarsa da, tümüyle mikroplardan arındığını düşünüyor musunuz?
Su hayattır. Su yoksa hayatta yok demektir. Şişelere, damacanalara girerek satışa sunulan suların sürekli denetildiğine inanıyor musunuz?
Özellikle ülkemizde maden işletenlerin doğayı nasıl bozduğu, nasıl kirlettiği sözlü ve yazılı basına yansıyor. Köylü, kentli vatandaşlarımızın bu konudaki feryatları yürekler dağlıyor. Ama yeteri kadar umursadığımız yok.
Kirli sulardan kaynaklanan hastalıkları biliyorsunuz. Kirlenen derelerde, ırmaklarda, göllerde ve denizlerde yıkanıyor insanlar. Yıkanırken ister-istemez su yutma, en azından ağzınıza alma ve çıkarma söz konusu oluyor. Kirli suyu ağzınıza aldıktan sonra çıkarsanız da, kirli suyunun bulaştırdığı mikropları çıkaramıyoruz.
Son söz olarak, kirli sulardan kaynaklanan hastalıkların önünü alabilmek, kirli sulardan meydana gelen ölümleri önlemek, suları temiz tutmamızdan, denizlerimizi, göllerimizi ırmaklarımızı ve derelerimizi kirletmememizden geçiyor.
Kirlilik her alanda alarm veriyor; duymuyor, görmüyor anlamıyor musunuz?