Günümüzden 550 yıl önce İstanbul’un fatihi, Sultan Mehmet ne diyordu?
“Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim” diyordu.
Şimdi, Devletin, bir başka ifadeyle devleti oluşturan milletin jandarması, ormanın kesilmesini engellemek isteyen vatandaşları darp ediyor, üzerlerine su sıkıyor, baskı yapıyor, dövüyor!
Jandarmaya ve onları yönlendiren amirlerine sorarsanız, devleti yönetenlerden aldıkları emirleri uyguluyorlar.
O emirleri yasalara uygun mu?
Değil.
Yasalara uygun olmayan emirleri yerine getirmek yasal mı?
O da değil.
İşe bakın siz. Devletin korumasını gerektiren ormanları halk korumaya çalışıyor.
Devlet ne yapıyor?
Ormanların altından taş çıkarmaya, kömür çıkarmaya, başka bir maden çıkarmaya çalışanları koruyor.
Yerin altında da değerler var. Ama yerin üstündeki değerleri, yani ormanları, zeytinlikleri, halkın geçim kaynağı olan kültür arazisini ortadan kaldıranları kolluyor devlet.
“Olacak iş mi?” dediğimiz işte bu.
Bir orman 50 senede, 100 senede oluşuyor.
Devleti yönetenler ne yapıyor?
Kişiler para kazansın diye, devlete de; binde bir mi, on binde bir mi, ne verirse, pay versin diye, 100 senede meydana gelen ormanların ortadan kalkmasına göz yumuyor.
Ne göz yumması?
Ormanları, zeytinlikleri, kültür arazilerini ortadan kaldıranları kolluyor.
Hani, bir Karadenizli hikâyesi vardır:
Karadenizlinin biri arkadaşına; “Şimdi karşına bir ayı çıksa ne yaparsın?” diye soruyor.
Arkadaşı da ona:
“Çeker tabancamı vururum oni!”
-Tabanca yoksa?
Çeker pıçağımı saplarım oa.
-Pıçağın da yoksa?
Çıkarım ağaca.
-Ağaç ta yoksa? Deyince; bu kez sorulara muhatap olan arkadşı:
-Ula, sen benden yana misun, ayıdan yana misun? Yanıtını vermek zorunda kalıyor.
Devletin, milletin jandarmasını halkın üzerine saldırtan yöneticiler kimden yana?