Yazının başlığı, Şair, yazar, yönetici, parlamenter ve Devlet adamı, değerli hemşehrimiz Şinasi Özdenoğlu’nun, kimileri yabancı dillere de çevrilmiş. 17 eserinden birinin adıdır.
Bu yaz, Özdenoğlu ile ilgili değil ama yazının başlığında ifade edilen anlamla ilgili.
Yıllarca önce, ileri yaştaki bir Gümüşhaneli vatandaş evinde aniden rahatsızlanır. Oğlu, arabasıyla babasını alarak hastahaneye kavuşturmaya çalışır. Meyilli bir yoldan geçerken, karşıdan araba çıkınca, yolun kenarında park etmiş bir aracın arkasına çeker aracını, o sırada bir başkası da onun arabasının arkasına çeker ve aniden inip gider. Vatandaş iki araba arasında sıkışmış kalmıştır. Bu kez arabadan iner anayoldan geçen araçlara el kaldırır. Gümüşhane plakalı araçların hiç biri durmaz. 25 plakalı bir otomobil durur. Genç, babasının hastalandığını, hastaneye yetiştirmeğe çalıştığını söyler. Erzurumlu olan otomobilin sahibi arabasının çevirir, hasta ile oğlunun alır, hastahaneye bırakır. “Çabuk çıkarsa, hastanızı yine alır evinize götürürüm der ”Oğul, teşekkür eder Erzurumlu vatandaşı yolcular.
Çeşitli mesleklerde olabilirsiniz. Önemli makamlarda da bulunabilirsiniz. Ama ne olursanız olun, “Önce insan olmak” gerekir.
Gümüşhaneli araç sahiplerinin tümünün insanlıkla ilgili konularda duyarsız olduklarını söyleyemem. Babasını hastaheneye yetiştirmeğe çalışan gencin ve hasta babasının şanssızlığıdır belki onlarca Gümüşhane plakalı aracın durmaması.
“Önce can, sonra canan” diye halk deyimi vardır. Dinimizde , “Önce canan, sonra can” denir. İnsan olan, önemli konularda önce başkalarını, sonra kendisini düşünür. İnsanlar her koşulda önce kendilerini düşünmeleri egoizmdir.
Egoizm, egoistlik Fransızcada dilimize giren bir sözcüktür. Anlamını bilirsiniz ama yine de açıklayalım; anlamı bencilliktir.
Herkes kendini düşünür ama kendini düşünmenin bencilliğe varması da insanı, insan olmaktan çıkarır.
Yine halk arasında söylenen bir öykü vardır.
Adamın biri, oğluna, sürekli “Sen adam olmazsın” dermiş. Bu söz oğlunu, ileri götürmek için bir dürtü olmuş. Okumuş idareci olmuş, idareciliğin sonunda ileri düzeyde bir yönetici olmuş. Babasını memleketinden getirttirmiş, makamına çağırmış. Demiş ki; “Baba, sen bana hep adam olamazsın demiştin. Bak ben ileri düzeyde bir makam sahibi oldum.”
Babası; “Oğlum, ben sana makam sahibi olamazsın dememiştim, adam olamazsın demiştim” demiş ve eklemiş; “Adam olsaydın, beni ayağına çağırtmazdın, kendin gelirdin” yanıtını vermiş.
Adamlık kolay değildir. Sabır ister, fedakârlık ister, sevgi ister, saygı ister, duyarlılık ister, kendinden çok başkalarının kalkınmasına, gelişmesine katkı sağlamak ister.
Değerli Özdenoğlu’nun dediği gibi, önce adam olun, ondan sonra ne olmak istiyorsanız olun.