Pek çok kişi, ülkenin ticaretiyle, ekonomisiyle, tarımıyla, eğitimi ve kültürüyle ilgilendiğini bildiği kişilere yazının başlığındaki soruyu sorar: “Ne olacak bu memleketin hali?”
Sorulanlardan biri de siz iseniz konuya nereden bağlayacağınızı bilemezsiniz.
Önce soruyu yöneltenin hangi konularda neyi öğrenmek istediğini anlamalısınız. O zaman işe oradan başlarsınız.
Son birkaç yıl içinde; işsizlik, geçim sıkıntısı, her alanda güvensizlik, hak aramada belirsizlik gibi sorunlar kuşatmaya başlamıştı herkesi. 2020 yılının Mart ayında başlayan korona virüs belası da sorunlara tuz-biber ekti.
Geleceğin parlak olmadığını görenler dar günlerinde bir kenara bir kaynak koyarlardı. Geçinmekte zorlananların gelecek için bir kaynak ayırmaları imkan dahilinde değildir. Ak akçenin kara gün için olduğunu bilen ülkelerin dar günlerinde halkı için birikimlerinin olduğu düşünülürdü.
2021 yılına geldiğimizde, ülkemizin dar günleri için bir kaynak ayırmadığı anlaşıldı.
Ne olacak o zaman?
Herkes kendi başının çaresine bakacaktı.
Üretim çok yetersizdi. Devletten maaş ve ücret alanlar maddi sıkıntı içindeydi. Çiftçiler üretebildikleri ürünlerin giderlerini bile karşılayamıyordu. Ticaret erbabı iş yerlerini kapatıyordu. Vatandaşların banka borçları kabardıkça kabarıyordu. Kimsenin bir başkasına destek olacak hali kalmamıştı. Ülkeyi yönetenler vatandaşı un çuvalına benzetiyor. Vurdukça tozacaklarını düşünüyorlardı.
Halbuki vatandaşların tozacak hali kalmamıştı.
“Ne olacak bu memleketin hali?” diye soranlara yazının başından beri yazdıklarımızı söylersiniz.
Anlar anlamaz, kabul eder etmez artık onlara kalmıştır. Ama ülkemizin panoraması aynen böyledir.
Memleketin halinin ne olacağı da demokratik ve adil seçimlerle iş başına gelecek yönetimlere bağlıdır.