İnsanoğlunda, hak ederek bir yerlere gelmek yerine, hak etmeden büyük görünmek hastalığı vardır.
Büyük laflar ederek büyüyemezsiniz. Caddelere, sokaklara, okullara kurum ve kuruluşlara, tarihe mal olmuş insanların isimlerini vererek, ne caddeler değer kazanır, ne sokaklar, ne okullar ne de kurum ve kuruluşlar. Sözünü ettiklerimiz; mimari tarzlarıyla, estetikleriyle, içlerinin dolduracak bilgiyle değer kazanırlar.
Dini konularda, bilgi sahibi olduğunuzu kanıtlamak için, yetkili iseniz, ayetlerden, hadislerden örnek verebilirsiniz, yetkili değilseniz günaha girersiniz.
Şairlik doğuştandır. Siz de şair olduğunuzu anlatmak istiyorsanız, doğuştan şair doğmuş olmalısınız, sonradan çok okuyarak, az okuyarak, heves ederek şair olamazsınız.
Çok pahalı evlerde oturmak, çok pahalı arabalara binmek, harcamalarınızda israfa kaçmak size hiçbir değer kazandırmaz.
İster şair olun, ister yazar olun, ister tüccar olun, ister büyük mevki ve makam sahibi olun, itibarlı olmak önce insan olmaktan geçer.
Değerli hemşehrimiz, şair yazar, parlamenter, devlet adamı Şinasi Özdenoğlu, insanı, “Önce insan olmak” adlı eserinde çok güzel anlatır.
Özdenoğlu’nun bu eserinden örnek vermek isterim ama seçmekte zorlanırım. Kaldı ki, anlamlı cümle, iyi mana, iyi ifade insandan insana değişir.
Büyüklüğün ölçüsü; bilgidedir, bilinçtedir, nezakettedir, davranıştadır, başkalarının kalkınmasına, gelişmesine katkıda bulunmaktadır
Ziya Paşanın:
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbeyi aklı eserinde”
Herhalde, bizim anlatacaklarımızdan çok daha fazlasını anlatıyor bu iki dize.
Hindi de çok kabarır ama gerçek hali, kabarmadan önceki halidir.
Hiç kimse, suni büyüme taklidi yaparak büyüyemez.
Dini, dili, mezhebi ne olursa olsun, herkes, aslının toprak olduğunu, yine toprağk olacağını unutmamalıdır.
Bu gerçeği Âşık Veysel çok güzel dile getiriyor:
“Aslıma karışıp toprak olunca
Çiçek olur, mezarımı süslerim”
Gerçek anlamda büyüklük, nereden geldiğini, nereye gideceğini aklından çıkarmamaktadır