enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Milletine Kurban Olan İdealist Gençler: Yücelciler-4

18.12.2023 08:00
0
A+
A-

İdama mahkum edilen ve infazı alçakça gerçekleştirilen bu yiğit gençlerden biri olan Hakim Nazmi Ömer,  Belgrad Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan ilk Türk’tü.  Nazmi Ömer, henüz dokuz aylık evliyken tutuklanmıştı rejim muhafızları tarafından. Çocuğu, o hapisteyken dünyaya gelmişti. Evlâdını doya doya koklayamamıştı. Yücelcilerle ilgili kapsamlı ve güzel bir kitap kaleme alan araştırmacı-yazar Ağanoğlu bu durumu şöyle dile getiriyor: “Eşi, annesi babası, 6 kardeşi ve 3 aylık kızıyla beraber hapishaneye gidiyor. İdam edilen Nazmi Ömer’in eşi Hacer Yücel, son görüşmelerini, ‘O bir taraftaydı tellerin diğer tarafında duruyordu. İçeri alındıktan sonra sadece o an gördüm. Hepimiz ağlıyoruz. Kızımın yüzünü, gözünü göremiyordu. Elimde bir mendil vardı, onu verdim. ‘Ağlamayın, ne ağlıyorsunuz öyle? Ben gidiyorum ama sizi arkamdaki (Türkiye’yi kastederek) milyonlarca kız kardeş ve kardeşe emanet ediyorum. Yaşasın Türkiye’ dedi. Derken hemen kolundan tutup götürdüler. Bir daha da onu göremedim. Mezarını da göremedim’ şeklinde anlattı.”

Yücelcileri ne biz Türkiye(liler) ne de Balkan Türkleri yeterince tanıyor(uz).

Bir zamanlar Balkanların asli unsuru olan Türkler bundan sonraki yıllarda ne yazık ki hep ecnebi (yabancı) muamelesi görürler. Din ve vicdan hürriyeti alabildiğine kısıtlanır. Onlarca cami, tekke, mezarlık, hamam ve çeşme yıkılır. Baskınlar ve tutuklamalar birbirini izler. Türklerin alın terleriyle kazanıp biriktirdikleri mallarına el konulur. Ağır baskılara maruz kalan ve mallarına el konulan yüz binlerce insan, asırlarca yaşadıkları, vatan belledikleri toprakları bir daha geri dönmemek üzere terk etmek mecburiyetinde kalır. İnsanlar evlerinden, yurtlarından hatıralarını geride bırakarak göç ederek mülteci durumuna düşer. İdamlar, yıldırma ve göçe zorlama politikaları neticesinde 1953 yılında Türkiye ile imzalanan “Serbest Göç Anlaşması”yla 1967 yılına kadar 200 bin Makedonya Türkü Anadolu topraklarına göç etmek zorunda kalır. Aslında bu tam da Yugoslavya’nın yapmak istediği şeydir. Keşke Balkan Türklerini o kadim coğrafyada tutmanın gayreti içerisinde olsaydık. Zira göçmek kolay olandır, zor olan o kadim Türk yurtlarında kalıp oraları yaban ellere bırakmamaktır. Bizler her zaman olduğu gibi o zaman da zor olanı değil kolayı tercih ettik.

Balkanlardaki Türkler, gölgesi ve himayesi altında yaşadıkları Osmanlı Devleti zamanındaki eski günleri özlese de o güzel günler bir daha geri gelmez. Böylece Osmanlının büyüklüğünü ve kıymetini daha iyi anlarlar. Makedonya’da Türklere yönelik baskılar her geçen gün artarak devam edince zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’den yardım istenir. Fakat İsmet Paşa, komünist Tito’nun hışmından korkar ve şunları söyler: “Misak-ı Milli Hudutları dışında Türk ve Müslüman unsuru diye bir şey kabul etmiyorum. Zaman çok vahimdir. Türkiye, dışarı ile uğraşmamalıdır. Türkiye’nin başını ağrıtmayın.”

Balkan Türkleri ve dünya Türklüğü için birer rol model olan Yücelcileri ne biz Türkiye(liler) ne de Balkan Türkleri yeterince tanıyor(uz). Onların ölümle (şahadetle) neticelenen acıklı hikâyelerinden gençlerimizin haberi bile yok. Oysa başka milletler olsa vatan ve Türk ülküsü için canlarını seve seve feda eden, büyük bir cesaretle ölümün kollarına atılan bu kahramanlar için sayısız destanlar yazarlardı. Romanlarında, hikâyelerinde, sinemalarında, tiyatrolarında ve çizgi filmlerinde onları konu edinirlerdi.  Onların heykellerini şehir meydanlarına dikerlerdi. Adlarını cadde ve sokaklarda ebedileştirirlerdi. Gel gör ki biz Türkler (Türk dünyası olarak) bu şuurdan maalesef çok uzağız. Bizler o kahramanlar yerine dünyaca ünlü pop ve top starlarını gençlerimize örnek(rol model) olarak gösteriyoruz.

Başta teşkilâtın başkanı müderris Şuayb Aziz, Adem Ali, Ali Abdurrahman ve Nazmi Ömer olmak üzere; Balkan Türklüğünün uyanışı ve kadim Türk yurtları için canlarını feda eden merhum Yücelcileri rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.

 

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.