Deprem bilgileri kılavuzu yahut depremle ilgili bilmemiz gerekenler
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Şayet bu ülkede yaşıyorsanız bu gerçeği bilmeli ve öylece kabul etmelisiniz. Korkudan azade yaşamak istiyorsanız hayatınızı ona göre düzenlemelisiniz. Peki, bizi korkutan ve hayatımızı zindan eden deprem gerçekte nedir? Yerkabuğuyla ilgili çalışmalar yapan bilim adamları depremi ‘yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayı’ olarak tanımlıyorlar. Bir başka deyişle depremler yer içinde birikmiş gerilme enerjisinin aniden boşalmasıdır.
Yer altındaki enerji birikiminin nedeni dünyayı saran levhaların hareketleridir. Hareket eden levhalar birbirleri üzerine kuvvet uygulayarak belirli bölgelerde enerji birikmesine yol açar. Bu enerji kayacın kırılma sınırını geçtiği anda kırılma (faylanma) olur ve enerji boşalır. Yüzeye yakın depremlerde kırılma yer yüzünde görülebilir. Alman bilim adamı R. Hoernes depremlerin “tektonik depremler, volkanik depremler ve yer içindeki büyük boşlukların çökmesi ile oluşan depremler” olmak üzere üç çeşit olduğunu belirtmiştir.
Tektonik depremlerde, biriken enerji çok büyük olduğundan ortaya çıkan enerji de büyük olur. Ülkemizdeki büyük depremlerden 17 Ağustos 1999 Kocaeli depremi sırasında çıkan enerji Hiroşima’ya atılan atom bombasının yaydığı enerjiden 400 kat daha büyüktür.
Deprem sırasında açığa çıkan enerji ses veya deniz dalgalarına benzeyen ve elastik dalgalar (sismik dalgalar) olarak adlandırılan deprem dalgaları ile yayılır.
Volkanik depremler çok küçük olup, kendilerine özgü yapıları vardır. Bu tip depremler günümüzde patlama tehlikesi olan (Vezüv, Fuji vb.) volkanların içinde olur. Volkanların içindeki küçük patlamalar ve kırılmalar küçük depremleri meydana getirir.
Deprem sırasında çeşitli yeryüzü değişimleri gözlenmektedir. Birincil değişim, yeryüzündeki kırılmadır. İkincil etkiler ise heyelanlar, kopmalar ve çökmelerdir. Zeminin sağlam olmadığı yamaçlarda deprem dalgalarının etkisiyle toprak harekete geçer. Toprak ve çamur akmaları, harekete geçen yeraltı suyunun etkisiyle olur.
Sıvılaşma, özellikle kumlu zeminlerde görülür. Deprem dalgalarının etkisi ile kum bir sıvı gibi davranır. Kum zemin üzerinde bulunan yapılar fazla hasar görmeden zemin içine gömülür. Yine Kocaeli depreminde, sahil şeridindeki yazlıkların yıkılmasının en önemli nedenlerinden biri sıvılaşmadır. Ülkemizde kum zeminler üzerinde ve deprem bölgelerinde (Ege, Marmara) bu tipte birçok yazlık ve turistik tesis bulunmaktadır. Yangınlar, su basmaları; şehirlerdeki alt yapının hasar görmesi sonucunda meydana gelirler.
Oluş zamanı, depremin oluş zamanının (saat: dakika: saniye) Greenwich (GMT) zamanına göre değeridir. Episantir koordinatı, depremin merkezinin (odak) yer yüzündeki izdüşümüdür. Odak derinliği, depremin merkezinin yer yüzünden olan derinliğidir.
Depremler derinliklerine göre üçe ayrılır: Sığ depremler: 0-60 km derinliklerde, genelde kıtasal alanlarda (Türkiye, Asya, Ege…) meydana gelir. Orta derinlikli depremler: 60-300 km derinliklerde, dalma-batma bölgelerinde (Japonya, Şili, Filipinler…) görülürler. Derin depremler: 300-700 km derinlikte meydana gelir. Dalma-batma bölgelerinde dalan okyanus levhasının en uç kesimlerinde görülürler.
Depremlerle açığa çıkan enerji çok büyüktür. 8 büyüklüğünde bir deprem Hiroşima’ya atılan atom bombasının bin katı enerji açığa çıkarır. Büyüklükleri arasında 1 puanlık fark olan iki depremden büyük olanının çıkardığı enerji küçüğünün yaklaşık 31.5 katıdır.
Depremleri inceleyen bilim dalına “sismoloji” denir. Sismoloji jeofiziğin önemli bir koludur. Uzay çalışmalarının da önemli bir unsurudur. Depremlerin ya da diğer enerji kaynaklarının yaydığı sismik dalgalar sismometre adı verilen aletlerle algılanır ve sismograf olarak isimlendirilen aletlerle kayıt edilir. Elde edilen kayda ise “sismogram” denir.