9 Eylül, Yalnız İzmir’in değil, Türkiye’nin de kurtuluşuydu. 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle yazdığım yazı da, bu konudaki düşüncelerimi aktarmaya çalışmıştım.
Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan bu ülke; 9 Eylül 1922’ye kolay gelmedi.
600 yıl hüküm süren bir İmparatorluğun külleri üzerinde, yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu.
İmparatorluk döneminde, TÜRK adı bile kullanılmıyordu. İmparatorlukta, Fatih gibi, Yavuz gibi, Kanuni gibi çok değerli padişahlar gelip geçti.
Ne var ki, İmparatorluk, son dönemlerdeki padişahların elinde, bilimsel gelişmelere ve değişmelere ayak uyduramadı. Tekniğin, teknolojinin gerilerinde kaldı.
İçinde bulunduğumuz dünya, çağdaş uygarlık seviyesinin gerisinde kalmayı kaldıramaz. Son dönemdeki Padişahlar da kaldıramadı. Çöküşü, biraz da bundandır.
9 Eylül, aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisinin de kuruluşunun 98. Yıldönümüydü.
Bu nedenle CHP İl Başkanı ve üyeleri 9 Eylül günü Atatürk Anıtına çelenk koyarak saygı duruşunda bulunuldu ve bu konudaki düşüncelerini aktardılar.
“Önemli konuları atlıyoruz” dememin nedenlerini de birkaç cümle ile anlatmak isterim.
Haftanın dört gününü evimde, üç gününü de gazetede geçiriyorum.
Gazetede geçirdiğim günlerin bir kısmında yazı yazarak, bir kısmında da dostlarımla buluşarak tamamlıyorum.
Gazetedeki yazılarımı günü birlik yazamıyorum.
Günlük yazı yazmak, şiir yazmak kadar zor değildir. Şiiri, doğuştan şair olanlar yazabilir. Düz yazıyı da isteyen herkes yazabilir. Sık sık yazı yazmak, insana rahat yazma yeteneğini kazandırır.
İşte, yazı yazdığım günlerde, birkaç yazı birden yazıyorum. O nedenle, “önemli dediğim” günleri kaçırıyorum.
Sonra da o önemli günler güncelliğini kaybediyor. İleri yaşımla, bazı günleri anımsam da kolay olmuyor. Beni bu konuda bir uyaran da olmadığı için, güncel yazılar da kaybolup gidiyor.
Gazeteyi izleyenlerden özür diliyorum o önemli günleri kaçırdığım için.