Gerek ülkeyi yönetenlerin, gerekse yönetmeğe talip olanların konuşmalarını, vaatlerini, tehditlerini yazılı ve sözlü basından izliyorum.
Yarış, yasal koşullarda, eşit koşullarda ve dürüst olmalı.
Yarışçıların söylemleri insani ürkütüyor. Ürkütmenin ötesinde, bu ülkeyi bu kafa yapısıyla mı yönetecekler dedirtiyor.
Yıllar önceydi. Genç bir arkadaş Belediye Başkanlığına soyunuyordu. Çok güzel şeyler yapacağını vaat ediyordu.
Söyledikleri gerçekten güzel ve isabetliydi.
“Kim yapacak bunları? Diye sordum.
“Ben yapacağım” dedi.
“Kiminle yapacaksın?” diye sorumu yineledim.
Biraz durakladı. Belli ki, soruyu tam kavrayamamıştı.
1964 yılının sonlarında başlayarak 1967 yılının ortalarına kadar Belediye de, Sayman olarak, Elektrik, Su otobüs İşletmesi Müdürü olarak üç yıla yakın görev yapmıştım.
Eski valilerimizden rahmetli Naci Babacan’la bir sohbetimiz sırasında, yapılan noksanlıklardan söz etmiştim. “İnsan, çevresiyle validir” dedi. Ve devam etti; “Ben buraya geleli 6 ay olmadı. Beni aldatacak daire müdürünün alnını karışlarım” dedi.
Belediye Başkanı olmak isteyen genç arkadaşımız, çavdar unundan nefis bir baklava yapılamayacağını henüz bilemiyordu. Çünkü birlikte çalışacağı kadroyu o kurmamıştı. Söz konusu o kadroyu kısa sürede kurabilir miydi, kuramaz mıydı, onu bilemiyordum.
Neyi, kiminle yapabileceğiniz çok önemlidir. Çalıştığınız ya da çalışacağınız insanlar, Halil İbrahim bereketine konu olan insanlar değilse, ne söylerseniz söyleyin, söyledikleriniz güven vermez.
Adamın ağzından çıkan sözü kulağı duymuyor. Ya da duyuyor ama duymazlıktan geliyor.
Rahmetli icabi Ataç dtedi ki; Hicabi Hicabi Ataç dedi ki; “ Sabahattin Aytaç’ı getirdik Gümüşhane Belediye Başkanlığına aday yaptık ama gençliği biraz hareketli geçiyordu. Acaba bu görevi başarıyla sürdürebilir mi? Onu bilmiyoruz”
Belediye Başkanı Aytaç ta, halka; “Size şöyle hizmet vereceğim, böyle hizmet vereceğim ” türü şeyler söylemiyordu.
1963 yılından, 12 Eylül ihtilalini yapanların görevden aldığı tarihe kadar (1980) çok başarılı bir görev yaptım Sebahattin Aytaç.
Şimdi bu küfürleşmeler, bu tehditler, bu uygunsuz sözler ve adımlar karşısında ne diyelim?!…
Bekleyip görelim… Şunun şurasında on gün kaldı.