Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, ilk kez 1999 yılında başlatıldı.
Kadınlar, bugünkü konumlarına kolaylıkla gelmedi. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki nüfus sayımlarında yalnız erkekler ve hayvanlar sayılıyordu.
Atatürk’ün 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme Hakkı verildiği tarihte, uygar oldukları söylenen Avrupalı ülkeler bile kadınlara bu hakkı vermemişlerdi.
Peygamberimiz ; “İlim Çin’de bile olsa peşinden gidin” derken yalnız erkekler gitsin, kadınlar gitmesin demedi. Okumak, öğrenmek, genel anlamda bilim kadın-erkek herkes için farzdır.
Tevfik Fikret; “Kızlarını okutmayan milletler, oğullarını manevi huzursuzluğa mahkûm etmiş demektir. Hüsranına ağlasın” sözünü anımsatmak isterim.
Türk Kurtuluş Savaşının (Milli Mücadelenin) başladığı tarihten bu yana kadınlarımızın verdiği mücadeleyi tarihler bize anlatıyor.
Son yüz yıldan beri gördük ki, kadınların hiçbir alanda erkeklerden geri kaldığı yok.
Kadını, çocuk doğurmanın ötesinde evlerin dört duvarı arasına hapsetmek, yalnız kadınlara değil, erkeklere de, topluma da, ülkeye de en büyük hıyanettir.
İlimde, irfanda, yönetimde, kadınların başarısına, tüm dünya tanıktır. Çünkü verdikleri hizmet, ulaştıkları ve uluslarını ulaştırdıkları seviye ortadadır.
Kadınlar, erkeklerden; tıpta mı, mühendislikte mi, eğitim-öğretimde mi, hangi alanda geri kaldılar? Bir örnek verebilir misiniz?
Kadınların fiziki yapılarının gelişmeğe engel oldukları bir yön var mı?
Görüyorsunuz, kadınlar da kendi aralarında, bilimin ötesinde, boks da yapıyor, futbol da oynuyor, diğer tüm yarışmalara katılıyorlar.
Günümüzde; parlamentoda, yöneticiliklerde, her alanda, kadınlara yeteri kadar yer verilmemiş olması, hem kendileri için, hem de ülkemiz için bir kayıptır. Bu konudaki noksanlığımız kesinlikle tamamlanmalıdır.
Kadınlar, çok başarılı hemcinslerinin yanı sıra, peygamberleri, büyük bilim adamlarını, mucitleri, şairleri, yazarları doğuran varlıklardır.
Kadınlara gerekli değeri vermeyenler, önce kendilerine, sonra ülkelerine ihanet etmiş sayılırlar.
Kadın cinayetlerini işleyenlerin yalnız kendileri değil, onlara bu ortamı hazırlayanlar da, onlar kadar sorumludur, bu durum unutulmamalıdır.